ADD, demokrasi haftasında Mumcu’yu andı
26 Ocak 2014 17:46

ADD, demokrasi haftasında Mumcu’yu andı

ADD Gölcük Şubesi, adalet ve demokrasi haftası dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı

ADD yapmış olduğu basın açıklamasında, "21. Adalet ve Demokrasi Haftası’nda başta Uğur Mumcu olmak üzere yitirdiğimiz tüm yurtsever aydınlarımızı özlemle, sevgiyle ve saygıyla bir kez daha anıyoruz. Ülkemizde 24 ile 31 Ocak arası, Adalet ve Demokrasi Haftası olarak adlandırılmakta ve çeşitli etkinlikler düzenlenerek, başta Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy olmak üzere yitirdiğimiz tüm yurtsever aydınlarımız anılmaktadır. Ölümünün üzerinden 21 yıl geçmesine karşılık, yoğun bir özlem, sevgi ve kitlesel törenlerle anılan Uğur Mumcu, ilke ve değerleri için yaşayan tartışmasız Kemalist bir aydındır. 

     

‘MUMCU, DEMOKRASİYİ SAVUNMAYI YAŞAM FELSEFESİ YAPMIŞTI’

Uğur Mumcu, Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştiren iradenin, birikiminin, ülkesini savunan Türk halkının özverisinin ve heyecanının somutlaştığı bir kimlikti. Ulusunun ve tüm mazlumların yanında emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı duruşu sömürüye karşı emeği, gericiliğe karşı bilimi, bölücülüğe karşı ulusal bütünlüğü, faşizme karşı demokrasiyi savunmayı yaşam felsefesi yapmış Uğur Mumcu’dan kurtulmanın en kestirme yolunun onu yok etmekten geçtiğini düşünenlerin seçtiği tarihtir 24 Ocak 1993.

 

‘TÜRK ULUSUNUN SEÇKİN EVLATLARINA YÖNELDİLER’

Atatürk’ ün bağımsız ülke, özgür ulus idealinin eseri Türkiye Cumhuriyeti’ni çökertmenin, Mustafa Kemal’in tanımıyla “Cumhuriyet’in soylu koruyucularını” yok etmekten geçtiğini düşünenler bunun için Türk ulusunun seçkin evlatlarına yöneldiler. Çeyrek yüzyıldır başta Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk ulusunun temel değerlerinin simgeleşmiş muhafızları olan yeri doldurulamayacak bilim insanlarına, aydınlara yönelik suikastların ardındaki ulus ötesi güçler dikkatten kaçırılmamalıdır. Uğur Mumcu, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların aksine, Türk ulusuna ve Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik ulus ötesi komploların derin komuta merkezlerini, azmettiricilerini keşfedip, tetikçilerin ardındakilere dikkat çekmenin bedelini hayatıyla ödedi. 

 

‘İŞBİRLİKÇİ SERMAYE ARAŞTIRMACI GAZETECİNİN YOKLUĞUNDA DAHA RAHATTIR’

Türk ulusunun fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür seçkin evlatlarının katlinden birinci derecede sorumlu emperyalizm, Uğur Mumcu’suz bir Türkiye’de daha rahat hareket olanağı bulması nedeniyle son derece mutludur. İşbirlikçi sermaye, Türk halkının soyulmasında ulus ötesi güçlerle birlikteliğini tüm açıklığıyla teşhir eden araştırmacı gazetecinin yokluğunda daha rahattır. Rüzgârgülü misali yön değiştiren, emperyalizmin her gün övülecek yeni bir özelliğini keşfeden numaralı cumhuriyetçiler, kuruldukları medya köşelerindeki çarpıtmalarını, sömürü savunuculuğu yolundaki demagojilerini teşhir edecek bir Uğur Mumcu’nun tedirginliğinden kurtuldukları için mutludurlar. Emperyalizmin hizmetine girmiş, ulus ötesi güçlerin programladığı siyasal dinciliğin önderleri de Uğur Mumcu’suz bir ortamda daha huzurludurlar.

 

‘MUMCU’YU ANMAK, KEMALİST İLKE VE DEVRİMLERE SAHİP ÇIKMAKTIR’

Yaşadığımız bu sıkıntılı günlerde Uğur Mumcu’yu anmak, Kemalist ilke ve devrimlere sahip çıkmaktır. Tam bağımsızlığa sarılıp, emperyalizme karşı direnmektir. Aydınlanma karşıtı karanlık düşünceye başkaldırmaktır. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletine sahip çıkmaktır. Atatürk Türkiye’sini ve ulusal bütünlüğümüzü korumaktır. Aklın ve bilimin öncülüğüdür. Uğur Mumcu’yu anmak, bazılarının eş başkanı olmakla övündüğü Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı çıkmaktır. Alt kimlikler, din ve mezhepler üzerinden çatışmaya, bölünmeye, özerklik projelerine hayır demektir. Ulus devlete ve ulusal kimliğe sıkı sıkıya sarılmak, sömürüye meydan okumaktır. 

 

‘AMAÇ SADECE ANMAK DEĞİL ANLAMAK’

Yapılan bu anma toplantılarda amaç sadece Uğur Mumcu’yu anmak değil, anlamak da olmalıdır. Uğur Mumcu’yu anladığımız zaman, ülkemiz üzerinde oynanan emperyalist oyunları da görmek mümkün olacaktır. Böylece “bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı” daha bilinçli olarak mücadele ederek, aydınlanma yolunda ilerlemeler sağlanabilecektir.

 

‘SESLENİŞ’TE BİR KUŞAĞIN BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ VAR’

Uğur MUMCU'nun 1975 yılında yazdığı seslenişini. O seslenişte bir kuşağın hikâyesi vardır. Bir ağıttan çok, verilen bağımsızlık mücadelesi ve devrim kavgası için bir güzellemedir. Aynı zaman da bir uyarı ve çağrı içermektedir. "Unutma Bizi" çağrısı bir unutulma endişesinin ürünü değildir. Daha çok bir kuşağın, sonraki kuşağa devrettiği bayrağın ne bedellerle taşındığına yönelik uyarışıdır. Tarih, halkın er ya da geç haklarını aldığının hazin ama güç veren öyküsüdür İnsana, insan aklına ve sağduyusuna, vicdanına yaraşan da bu olağan akışı kolaylaştırmaktır, ona karşı durmak değildir. Yine tarih, özgürlük düşmanlarının kaçınılmaz acı sonlarını da ibretle, yüzlerine çarpmaya devam etmekte olduğunu bizlere göstermektedir, gösterecektir.  Kendi kişisel çıkarlarımızı bir yana bırakarak yabancılarla işbirliğine giren ve gücünü halktan almayan küçük bir azınlığın dışında tüm güçleri, emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı Türkiye'miz için artık bir varlık sorunu durumuna gelen durum karşısında birleşmeye ve mücadeleye davet ediyor, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, eşitsizliğe artık son verilsin istiyoruz. 

 

‘GÜN GELECEK, AKITTIKLARI KAN GÖLÜNDE BOĞULACAKLAR’

Toplum olarak Uğur Mumcu’yu yeterince anlayabilseydik, 27 Haziran 1975 tarihinde yazdığı “Kanıksamak” adlı yazısındaki “Demokratik bir toplum için en büyük tehlike, yolsuzluklara, karanlık cinayetlere ve haksızlıklara karşı kamuoyunun duyarlılığını yitirmesidir. Yaşadığımız olaylar demokrasimiz için bir utanç sayfasının kanlı satırlarıdır. Unutmayalım ki bazı insanlar cinayetlere, haksızlıklara ve yolsuzluklara susarak da katılmış olurlar” sözleri karşısında, bugünkü suskunluğumuzu bozardık. 23 Şubat 1977 tarihinde yazdığı “Vur, Öldür, Yaşatma” adlı yazısındaki umut dolu söylemler, bize gelecekteki aydınlık günleri müjdelemektedir. “Gün gelecek, bütün bunların hesabı sorulacaktır. Gün gelecek, akıttıkları kan gölünde boğulacaklardır. Göreceksiniz, bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün. Ama bu hesap sorulacaktır. Bir gün mutlaka sorulacaktır. Yarın, öbür gün, ama mutlaka sorulacaktır” 

 

‘OYNANAN KARANLIK OYUN TUTMAYACAK’

Tüm engellere karşın, bizler Uğur MUMCU’nun dediği gibi “ Cumhuriyet Devrimini, Atatürk ilkelerini, Tam bağımsızlık inancını Cumhuriyet burçlarında birer bayrak gibi yükseltmeğe devam edeceğiz. Uğur Mumcu’yu  21 yıldır  yalnız bırakmayan yüz binler Türkiye üzerine oynanan karanlık oyunun tutmayacağına, özgür ve demokratik bir ülkede bir arada yaşamaya devam edeceklerine yürekten inanmaktadırlar. 

 

‘UĞRUNA YAŞAMINI VERDİĞİ DEĞERLERİN SAVUNUCUSU OLACAĞIZ’

Ülkemizin üzerindeki karanlık ablukanın uzak olmayan bir gün mutlaka dağıtılacağı umudunu biz de yüreğimizde koruyor; yaşam tarzıyla, yazdıklarıyla halkını aydınlatan, karanlık ilişkilerin arka planını yansıtmaktan canı pahasına çekinmeyen yürekli insan Cumhuriyetin, çağdaşlığın, demokrasinin, Atatürk devrimlerinin, ulusal bütünlüğün yılmaz savunucusu Uğur Mumcu’nun kaybından duyduğumuz acıyı ADD GÖLCÜK Şubesi olarak bir kez daha ifade ederken, onun uğruna yaşamını verdiği değerlerin savunucusu olmayı sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

BENZER HABERLER
X