‘Adaletin olmadığı yerde demokrasi olmaz’
CHP Gölcük İlçe Başkanı İsmet İşeri, partilerinin genel merkezi aracılığıyla yapılan açıklama hakkında görüşlerini ifade etti. Başkan İşeri, “Adaletin olmadığı yerde demokrasi olmaz” dedi
Cumhuriyet Halk Partisi Gölcük İlçe Başkanı İsmet İşeri, partilerinin genel merkezi aracılığıyla yapılan açıklama hakkında görüşlerini dile getirdi. Başkan İşeri, konu hakkında yaptığı açıklamada “Cumhuriyet Halk Partisi, 6 Kasım 2016 günü olağanüstü gündemle toplandı. Ülkemizde son dönemde yaşanan gelişmeleri üzüntü ve kaygı ile izleyen partimiz, tüm yurttaşlarımıza çağrı yapma kararı almıştır. Ülkenin bugün geldiği nokta, 14 yıldır iktidar olan AKP, paralel diye tanımladığı FETÖ’ye mensup bir yapı ile birlikte bugünlere geldi” dedi.
‘DEMOKRASİMİZE CİDDİ GÖLGE DÜŞÜRMÜŞTÜR’
Başkan İşeri, açıklamasının devamında “Bunun sonucunda 15 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti’ni, parlamenter demokrasiyi tümden yok etmeye kalkan bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldık. Meclis bombalandı. Gazi meclisin çalışması yönünde ilk hamleyi yapan partimiz oldu. Silahlı başlayan darbe girişiminden bir ders çıkarmamız gerekiyordu. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümet yetkilileri, ‘Bundan sonraki davranışlarımız, demokrasi anlayışımız, 15 Temmuz öncesi gibi olmayacak’ dedi. Bunlar güzel sözlerdi. Ülke normalleşecek diye bu ifadelere oldukça sevindik. Ancak bu darbe girişiminden bir fırsat çıkarılarak OHAL ilanı ile olağanüstü kararların kanun hükmünde kararnamelerle alındığı bir sürece girildi. Bu durum demokratik, laik, sosyal hukuk devlet ilkeleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine, daha doğrusu demokrasimize ciddi gölge düşürmüştür” dedi.
‘OPERASYON, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE GÖLGE DÜŞÜRMÜŞTÜR’
İşeri, açıklamasına devam ederek “Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik hukuk dışı olarak yapılan bir operasyon, demokrasimize zarar vermektedir. Yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Cumhuriyete yaşıt ve basınımızın simgesi olan Cumhuriyet Gazetesi’ne bu şekilde bir operasyon yapılması, gerçekten basın özgürlüğüne büyük gölge düşürmüştür. Genel merkezimiz, düşünce, ifade ve haber alma özgürlüğünün kullanılmasını engelleyen tüm baskıların ortadan kaldırılması, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını ifade etmiştir. Yine darbe girişiminde bulunanların bir an önce hukuk karşısına çıkarılıp cezalandırılmaları, suçsuz olan insanların da özgürlüklerine kavuşturulması ifade edilmiştir. Nitekim Sayın Başbakan’ın kendisi de bir televizyon konuşmasında yargı sürecinin yavaş işlediğini ifade etmiştir. Varsa, suçsuz insanların bir an önce yargı önüne çıkarılması esastır. İnsanın en kutsal hakkı, yaşama hakkıdır. Bu hakkı da bu gücü de anayasadan alır” dedi.
‘ÖNCE HUKUK VE ADALET DİYORUZ’
Başkan İşeri, teröre yardım edenlerin de cezalandırılması gerektiğini dile getirerek “Bir diğer konu ise HDP milletvekillerinin ani bir operasyon ile tutuklanarak cezaevine gönderilmeleri. Teröre yardım ve yataklık edenlerin Allah cezasını versin. Bunlar cezalandırılsın. Ancak, partimizin baştan beri iktidar tarafından başlatılan çözüm sürecinin parlamentoda yapılmasını söylemesine rağmen iktidarımız, TBMM’yi hiçe sayarak doğrudan siyasi aktörlerin dışında, terör örgütü ile pazarlığa girerek bu süreci yürütmüştür. Nitekim ülkemizin şu anda karşı karşıya getirildiği bu nokta, parlamentoyu yok sayan bir anlayışın sonucu ortaya çıkmıştır. Aynı hatayı tekrarlayan AKP, bugün meclisteki milletvekillerini tutuklatarak ortamı daha da gerilimli hale getirmiştir. Hukuki süreç tamamlanmadan, hüküm kesinleşmeden milletvekillerinin tutuklanması, anayasaya ve anayasa mahkemesinin içtihatlarına aykırıdır. Bunu biz değil, anayasa mahkemesinin içtihatları böyle ifade etmektedir. Nitekim 20 Mayıs’ta mecliste yapılan oylama sonucunda milletvekillerinin dokunulmazlıkları, anayasaya eklenen geçici 20. madde ile tümden kaldırıldı. Bu geçici maddeyi hatırlayalım. Bu maddenin TBMM’de kabul edildiği tarihte soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturmaya yetki veren mercilerden, cumhuriyet başsavcılığından ve mahkemelerden Adalet Bakanlığı’na, Başbakanlık’a, TBMM Başkanlığı’na veya anayasa ve adalet komisyonları üyelerinden kurulu karma komisyon başkanlarına intikal etmiş, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında bu dosyalar bakımından anayasanın 83. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz denilmektedir. Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğinin yapılması amacıyla yetkili mercilere iade edilerek bir yargılama sürecinin başlatılması gerekirken bu yargılama süreci sonunda suçları varsa hapse atılmalarına kimsenin diyecek bir sözü yoktur. Çünkü dokunulmazlıklarla ilgili geçici madde, o güne kadarki dosyaları ihtiva etmektedir. Ondan sonraki tarihte yine tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları devam etmektedir. Dokunulmazlığı devam eden ve milli iradenin temsilcilerinin nasıl hapse gireceği, yukarıda belirttiğim gibi hukuki bir sürecin çalışması sonunda gerçekleşmeliydi. Bu süreç çalışmadan direkt hapse atılmalar, demokratik hukuk devlet yapımızı zedelemekte ve dünya ülkeleri arasında da bu hukuksuzluk karşısında itibar kaybetmekteyiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradan siyasi bir kazanç çıkarma peşinde değiliz. Ülke hepimizin. Ülkemizin normalleşmesi, ulusal bütünlüğümüzün, birlik ve beraberliğimizin sağlanması için önce hukuk ve adalet diyoruz. Hukuk ve adaletin olmadığı yerde demokrasiden söz etmek mümkün değildir” dedi. Erdem ŞENGÜL