26 yıldır dinmeyen acı
17 Ağustos 1999’da meydana gelen ve merkez üssü Gölcük olan depremde, binlerce insan hayatını kaybetti. Büyük felaketin ardından 26 yıl geçse de, acılar ilk günkü tazeliğini koruyor
1999 yılının 16 Ağustos gününü 17 Ağustos’a bağlayan gece, çok acı bir tecrübe yaşandı. Gece 03.02’de meydana gelen ve tam 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki deprem, binlerce insanın hayatını tam bir kabusa çevirdi. 17 Ağustos 1999 günü sabah saatlerinde karşılaşılan acı tablo, binaların güçlü bir şekilde inşa edilmediğini, kalitesiz bir şekilde yapılan binalardan dolayı binlerce kişinin hayatını kaybettiğini acı bir şekilde gözler önüne serdi.
ASIL BOYUTU SABAH SAATLARİNDE ORTAYA ÇIKTI
Marmara Bölgesi’nde büyük bir alanı ciddi şekilde etkileyen Gölcük Depremi sonucunda binlerce bina yıkılmış, binlerce kişi de hayatını kaybetmişti. Depremden yara almadan kurtulan birçok kişinin küçük kıyamet olarak adlandırdığı depremin asıl boyutu ise sabah güneş doğduktan sonra anlaşıldı. İlçemizin birçok noktasında binalar yıkılmış, bina enkazlarının altında binlerce kişi kalmıştı. Yeni güne uyanmak üzere uykuya dalan çok sayıda insanımız, deprem sebebiyle gözlerini bir kez daha açamadı. Açabilenler ise vahim bir tablo ile karşı karşıya kaldı.
VATANDAŞLAR ENKAZLARA KOŞTU
Depremin olduğu anlarda birçok mahallede binaların çöktüğü görüldü. İlk şoku atlatarak binalardan çıkabilen birçok kişi, enkazların başına giderek yardım isteyen kişilere yardımcı olmaya, enkazdan bir kişi bile olsa canlı çıkarmaya çabaladı. Vatandaşlar enkazları elleri ile kazmaya başlamış, bir yandan korku, panik ve telaşı diğer yandan büyük bir acıyı aynı anda hissetmeye başlamıştı. Gölcük’te özellikle D-130 Karayolu kenarında bulunan bazı binaların yıkıntıları, depremin ardından anayola kadar gelmiş ve yolun sağ şeritleri trafiğe kapatılmıştı.
BİRÇOK KONUDA SORUNLAR ORTAYA ÇIKTI
Depremin hemen ardından elektrik kesintileri yaşanmaya başladı. Bir anda karanlıkta kalan gerek Gölcük, gerekse Marmara Bölgesi’ndeki milyonlarca kişi, karanlıkta yolunu bulmaya çalıştı. Bunun yanı sıra, o yıllarda henüz yeni bir teknoloji olan mobil telefonlarla iletişim de oldukça zorlaşmıştı. Yoğun kullanım olmasından dolayı iletişim kurmanın zorlaştığı bu süreçte yakınlarına ulaşabilen ve durumu haber verebilen kişiler, kendilerini şanslı sayabildi. Elektrik ve iletişim konusunda yaşanan sorunlar, ulaşım konusunda da yaşandı. Trafiğin kilitlendiği bölgemizde Değirmendere’den Gölcük’e gidilebilen 3 kilometrelik yolda ilerlemek bile saatleri aldı.
DEPREM, KENDİNİ HATIRLATMAYA DEVAM ETTİ
Gölcük Depremi’nin ardından ülkemiz genelinde depremler yaşanmaya devam etti. 17 Ağustos’tan kısa bir süre sonra, 12 Kasım tarihinde Düzce’de 7,2 şiddetinde bir deprem daha meydana geldi. Bu deprem de ülkemizdeki son sallantı olmadı. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkez üslü olarak meydana gelen iki büyük deprem, yine on binlerce canımızın kaybına neden oldu. Son olarak geçtiğimiz günlerde Balıkesir’de meydana gelen deprem, içimizde büyük yaralar açmış olan 17 Ağustos depreminin sene-i devriyesinde kendini bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı.
GEREKLİ BİLİNCE SAHİP OLMALIYIZ
Deprem kuşağında bulunan ülkemiz genelinde vatandaşlar olarak her birimiz deprem bilincine sahip olmalı, binaların daha sağlam yapılması adına yetkililerce gerekli uyarı ve denetimler gerçekleştirilmeli. Yarının çok geç bir tarih olmaması ve sonrasında üzülmemek adına gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması gerekmektedir. Gölcük Postası Gazetesi olarak ülkemiz genelinde gerek 17 Ağustos öncesi, gerekse 17 Ağustos Gölcük Depremi ve sonrasında meydana gelen depremlerde hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine sabırlar diliyoruz. Meltem ALKAN