24. yılda acılar ilk günkü gibi
15 Ağustos 2023 12:58

24. yılda acılar ilk günkü gibi

16 Ağustos’u 17 Ağustos 1999’a bağlayan gece, merkez üssü Gölcük olan 7,4 büyüklüğündeki depremde binlerce canımızı yitirmiştik. Büyük felaketin ardından 24 yıl geçse de acılar ilk günkü tazeliğini koruyor

Gerek ülkemizin gerekse Anadolu medeniyetlerinin geçmişine baktığımız zaman birçok yerde yıkıcı depremlerin olduğunu ve bunların hem can hem de mal kaybına mal olduğunu görüyoruz.  Yakın geleceğe baktığımız zaman, özellikle de 1990’lı yıllarda ülkemizin bazı yerlerinde çeşitli büyüklüklerde depremler yaşanmıştı. Tıpkı 13 Mart 1992 günü Erzincan’da meydana gelen 6,8’lik deprem gibi. Bu depremlerin en fazla cana mal olanlarından biri, 1999 yılının 17 Ağustos’unda yaşanacaktı. 16 Ağustos 1999’u 17 Ağustos’a bağlayan gece saat 03.02’de başlayan ve 45 saniye süren 7,4 şiddetindeki büyük deprem, hepimizin hayatında bir dönüm noktası oldu. Deprem binlerce canımızı alırken yine binlerce bina, Gölcük başta olmak üzere Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul’da yıkılmıştı.

DEPREM GERÇEĞİ YÜZÜMÜZE VURDU

1999 Gölcük Depremi’ni yaşayana kadar ülkemizde birçok kişide deprem bilinci yoktu ne yazık ki. Yapılan birçok binanın depremle birlikte dayanıksız olduğunu gördük. Televizyonlar veya radyolarda dahi deprem konulu haberleri üzücü olduğu için izlemez, dinlemezdik. Fakat 17 Ağustos 1999 günü meydana gelen depremle birlikte deprem gerçeği, yüzümüze acı bir şekilde vurmuş oldu. İşte o gün oturduğumuz binaların depreme dayanıklı olması gerektiğini, depremlerin değil binaların öldürdüğünü, binaların nasıl yapılması gerektiğini öğrendik ama bunda biraz geç kalmış olduk. Bu geç kalma, hayatlarımızdan kopan canlara mal oldu.

ÇOK SAYIDA BİNA YERLE BİR OLDU

16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece, milyonlarca kişi uykudayken, saat 03.02’de 45 saniye sürecek bir depremi yaşamaya başladı. Şanslı kişilerin oturduğu evler beşik gibi sallanıyor, evlerdeki eşyalar yerlere düşüyordu. Fakat kalitesiz bir şekilde yapılan, malzemelerden çalınan, maalesef kolonları kesilen binalarda oturan binlerce insanımız, binalarının yıkılması sonrasında ya hayatlarını kaybetti ya da hayatları boyunca unutamayacakları acı bir tecrübe ile uykularından uyandı. O an dışarıya çıkmayı başaran insanların duyduğu tek ses ise yardım çığlıklarıydı. Depremin vahameti ise gün ağardıktan sonra ortaya çıktı. Anayola dahi gelen bina enkazları olduğu görüldü. Özellikle ilçemizde birçok bina, maalesef yerle bir olmuştu.

ULAŞIM VE İLETİŞİM KOPTU

Depremin hemen ardından insanlar, o dönemlerde yeni yeni çıkan ve kullanılmaya başlayan mobil telefonlarından yakınlarını aramaya başladı. Şebeke sorununun olduğu, elektrik kesintilerinin yaşandığı deprem bölgesinde insanlar, birbirleri ile iletişim sağlamakta oldukça zorlandı. Yakınlarına ulaşabilen insanlar, durumlarını onlara anlatabilirken binlerce insan, bir daha yakınlarını arayamadı, onları bir kez dahi olsa göremedi. Anayollarda ise gerek deprem bölgesinden ayrılmak gerekse o bölgeye gitmek isteyen birçok kişinin olmasından ötürü uzun araç kuyrukları oluştu. Öyle ki 3 kilometrelik Değirmendere-Gölcük arası bile 3-4 saatte araçlarla ancak geçilebildi. Depremden sonra ortaya çıkan sonuç ise kaybettiğimiz binlerce can, yıkılan binlerce bina ve kaybolan hayaller, hayatlar oldu. Depremin bizlerde bıraktığı izleri uzun bir süre üzerimizden atamadık.

ACI SENARYOYU KAHRAMANMARAŞ DEPREMLERİNDE DE GÖRDÜK

Aradan 24 sene geçmesine rağmen geriye dönüp baktığımızda depremin yıkıcı izlerini halen görüyor ve yaşıyoruz. Sene olarak neredeyse çeyrek asır geçmiş oldu ama acıların üzerini kapatıp bunu unutmak hiç de kolay olmuyor. Geçtiğimiz senelerde İstanbul, İzmir, Van, Elazığ ve Malatya gibi birçok yerde olan depremler, bize bu kötü senaryoyu her zaman hatırlattı. Bunu da yine en son 6 Şubat 2023 günü Kahramanmaraş merkez üslü olmak üzere meydana gelen ve toplamda on bir ili oldukça büyük bir şekilde etkileyen iki büyük depremde yaşadık. Yine on binlerce insanımızı yitirdik, on binlerce bina yıkıldı. Bu deprem de sevdiklerimizin aramızdan ayrılmasına, insanların hayatlarının değişmesine neden oldu. Her zaman söylendiği gibi depremden gerçekten büyük bir ders çıkarmamız gerekiyor. Bu vesile ile gerek 17 Ağustos 1999 depremi öncesinde, gerekse bu deprem sonrasındaki tüm depremlerde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine, milletimize ve ülkemize sabırlar temenni ediyoruz.  Erdem ŞENGÜL

BENZER HABERLER
X