23 yıldır dinmeyen acı
15 Ağustos 2022 11:45

23 yıldır dinmeyen acı

23 yıldır dinmeyen acı

17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen ve merkez üssü Gölcükolan depremin üzerinden tam 23 yıl geçti. 45 saniye süren 7,4 şiddetindeki deprem, binlerce canımızı yitirmemize neden oldu. Depremin yıldönümünde acılar ilk günkü tazeliğini koruyor

 

1999 yılının sıcak Ağustos ayında ilçemizdeki çoğu kişi tatile gitmiş, kalanlar ise Gölcük’te, Değirmendere’de, Ulaşlı’da, Halıdere’de ve ilçemizin kalan tüm yerlerinde hayatlarını sürdürmeye devam etmekteydi. Hatta depremden bir hafta önce, 11 Ağustos günü ülkemizin birçok yerinden güneş tutulmasını bile izlemiş, tutulmadan ötürü gündüz saatlerinde havanın kararması haberlere bile konu olmuştu. 17 Ağustos saat 03.02’de başta Gölcük olmak üzere Marmara Bölgesi ve ülkemizin farklı yerleri, deprem gerçeği ile büyük bir sarsıntı yaşadı.

KALİTESİZ BİNALAR, CANLARIMIZI HAYATIMIZDAN KOPARDI

Belki haberlerde sürekli karşımıza çıkan ve başımızı çevirip izlemediğimiz, bakmak istemediğimiz deprem haberleri oldu. Belki de oturduğumuz binaların olası bir depreme dayanıklı olup olmadığını bilmedik, bunu araştırmadık. O dönemde gerek bilinçsizlik gerekse de bilmediğimiz için bu konunun üzerinde hiç durmadık. Bunu irdeleyen çok kişi de yoktu. Depreme dayanıklılığın kelime anlamını bilen kişi sayısı ise yüzdeye vurduğumuzda maalesef 10’u geçmiyordu. Gerçi depremin öldürmeyen bir doğal afet olduğunu, geç de olsa hepimiz biliyoruz. Fakat kalitesiz malzeme kullanılarak yapılan binalar, canlarımızı hayatımızdan koparmıştı.

45 SANİYE BİTMEK BİLMEDİ

16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece saat 03.02’de meydana gelen ve 45 saniye süren Gölcük Depremi, binlerce binanın yıkılmasına, binlerce canımızı da yıkılan binalar sebebiyle yitirmemize neden olmuştu. Depremin ne olduğunu, bu depremin şiddetini ve yıkıcılığını da gün ağardıktan sonra acı bir şekilde tecrübe ettik. Gerek ilçemizde gerekse de bölgemizin birçok ilinde yıkılan binalar, deprem gerçeğini tokat gibi yüzümüze vurmuştu. Sabah işlerine gitmek için uykuya dalan, yine öğleden sonra arkadaşları ile oyun oynama hayaliyle yatağına yatan binlerce insanımız, o sabah gözlerini bir daha açamadı, açanların da hayatlarında unutamayacakları acı bir tecrübe oldu.

DEPREMİN ŞİDDETİ, GÜN AĞARINCA ORTAYA ÇIKTI

Depremin olduğu ilk dakikalarda evlerinden çıkabilen birçok kişi, depremin şokunu attıktan sonra yıkılan binalara koşarak bir kişi bile olsa enkazdan insanları çıkarmaya çalıştı. Elleri ile taşları kazıyan vatandaşlar, bir adım bile ileriye gidip bir kişiyi bile çıkarmak için canla başla çalıştı. Depremin ilk saniyeleri ile birlikte insanlar acıyı, korkuyu, depremin ne olduğunu kötü bir şekilde tecrübe etmiş oldu. Depremden 3 saat sonra günün aydınlanması ile birlikte depremin şiddeti ortaya çıkmaya başladı. Neredeyse her mahalle ve sokakta bir binanın yıkıldığı, yolların zarar gördüğü, hatta İzmit-Adapazarı arasındaki tren yolunun bile eğildiği görüldü. Özellikle Gölcük’te yıkılan bazı binaların enkazları yollara kadar gelmişti.

İLETİŞİM SAĞLANAMADI, ELEKTRİK KESİNTİLERİ OLDU

Depremden sonra ilçemiz, ilimiz ve farklı illerde elektrik kesintileri yaşandı. Bununla birlikte bazı illerde su kesintileri de oldu. Özellikle o dönemde yeni yeni çıkan cep telefonları ile iletişim kurmak dahi oldukça zorlaştı ve mobil telefon operatörleri, geçici bazistasyonları ile iletişim sağlanması adına çeşitli çalışmalar yaptı. Evlere girmeye korkan insanlar, ev telefonlarını kullanamadı, evlerine girenler ise ev telefonlarının hizmet veremediğini gördü. İnsanlar birbirleri ile ilk anda iletişim sağlayamadı ve bu durum, birkaç gün boyunca devam etti. Yollar kapandı, Gölcük ve Değirmendere arasındaki 3 kilometrelik yol bile saatlerce bitmedi.

TÜRKİYE, DEPREM KUŞAĞINDA OLAN BİR ÜLKE

Aradan geçen 23 senenin ardından ülkemizde depremler meydana gelmeye devam etti. Hatta 17 Ağustos’tan iki ay sonra, 12 Kasım akşamı Düzce’de bir deprem daha yaşadık ve o deprem de yıkıcı oldu. Ardından ülkemizin birçok noktasında bu tür depremleri yine gördük. Son senelerde Ege Denizi, İzmir, İstanbul gibi birçok yerde şiddetli depremleri hissettik. Ülkemizin deprem kuşağında olduğu gerçeğini bilerek binalarımızı kuvvetli, depreme dayanıklı bir şekilde inşa edersek depremin sadece bir doğal afet olduğunu, depremin değil, kalitesiz binaların öldürdüğünü daha iyi kavramış oluruz. Gölcük Postası Gazetesi olarak ülkemiz genelinde gerek 17 Ağustos öncesi, gerekse de sonrasında meydana gelen depremlerde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine sabırlar diliyoruz. Erdem ŞENGÜL

BENZER HABERLER
X