SP’nin gündemi çözüm süreci
18 Nisan 2013 16:47

SP’nin gündemi çözüm süreci

Gölcük Saadet Partisi haftalık olağan toplantısını yaptı. Mahalle çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda SP İlçe Başkanı İbrahim Akgündüz, çözüm sürecine değindi

Gölcük Saadet Partisi haftalık olağan toplantısını yaptı. Mahalle çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda SP İlçe Başkanı İbrahim Akgündüz gündemi değerlendirdi.

Çözüm sürecini değerlendiren Akgündüz “Çözüm sürecini halka anlatma ve olumlu hava oluşturma görevi akil adamlarda. Bu konuda çok ilginç. Akil adamlar süreçle ilgili olarak kendi düşüncelerini mi anlatacaklar? Bu durum, akil adam sayısınca farklı görüşün halka anlatılması anlamına gelir. O halde geriye kalan tek seçenek, hükümetin baktığı pencereden konuya bakmak ve hükümet adına milleti ikna etmektir. Sonra? Sonrası belli değil. Girilen bu yeni dönemde milleti ikna edici bir adım söz konusu olmamıştır. Somut olarak ortaya konulan ve halkın da büyük oranda desteklediği tek şey; silahların susacağı ve akan kanın duracağına dair beslenen ümittir.

 

BAŞKAN AKGÜNDÜZ TERÖRÜ ELE ALDI

Başkan Akgündüz açıklamasının devamında terörü ele aldı. Akgündüz, “PKK bizim milletimizi bu ve benzeri acı olaylarla yıpratacak projelerin ne ilki olmuştur, ne de sonuncusu olacaktır. 1980’lerin başında Asala tasfiye olurken PKK devreye girmişti; PKK’nın tasfiye sürecinde sırada başka bir örgütün devreye sokulup sokulmayacağını zaman gösterecek. Bu gelişmelerin karşılığında neyin alınıp neyin verildiğini bilmiyoruz; bu tür alışverişler sonucunda karşılaşılan en dramatik sonuç ise, istenilenin verilmesi halinde meselenin kapanacağının sanılmasıdır. Hâlbuki yaşanılan gerçekler hiç de öyle değil. Önce Avrupa’daki varlığımızı kaybettik, sonra Balkanlar elimizden çıktı. Avrupa, Balkanlar, Kafkasya. Buralarda vatan toprağı elinden alınanlar akın, akın Anadolu’ya geldiler. Burayı kendilerine yurt edindiler. Söyler misiniz lütfen! Anadolu’dan başka gidilecek bir Anadolu var mı? Yaşadığımız coğrafyada sular bir türlü durulmuyor. Ülkemizde ve çevremizde yaşanan benzer sorunlar hız kesmeden devam ediyor. Sorunun biri bitmeden yeni bir problem daha başlıyor. Her halükarda kaybeden biz oluyoruz. Kan ve gözyaşı bir milletin değişmez kaderi olabilir mi? Sanmam. Asıl soru şu: Problemin kaynağı bölgede yaşayan topluluklar mı, yoksa bir takım karanlık merkezlerin planları gereği mi bu acılar yaşanıyor? Önce şu tespiti yapalım; devlet kaynaklı hatalar saymakla bitmez. Bir o kadar da kasıtlı davranışlar olmuş olabilir. Ama bunların hiç birisi kan dökmek ve ayrılıkçılık yapmak için meşru bir gerekçe sayılamaz. Her ne sebeple olursa olsun ortada çözülmesi gereken bir sorun var. Akan kanın durması herkesin ve her kesimin en büyük arzusudur. Ama gözden kaçırılmaması gereken bir konu var. O da şudur: Bu problem dış güçlerce üretilmiş, geçmişteki bazı ülke idarecilerinin basiretsiz uygulamalarından beslenmiş tabii olmayan bir problemdir. Bu problemi üreten odaklarla iş tutmak, onların isteği ve desteği doğrultusunda adımlar atmak ileride sorunun daha da büyümesine ve içinden çıkılmaz bir hal almasına yol açabilir” dedi.

 

‘MÜZAKERELER 21 MART’TA YENİ BİR BOYUT KAZANDI’

Akgündüz, “Konunun muhataplarıyla yürütülen müzakereler 21 Mart’ta yeni bir boyut kazandı. İmralı’dan gönderilen mektup, Diyarbakır’da düzenlenen nevruz kutlamalarında okundu. Bu mektubun içeriğine bakıldığında yeni dönemin kendi hareketleri açısından bir son değil yeni bir başlangıç olduğu vurgusu nettir. Mutabakata varılan en önemli konu hiç şüphesiz silahların susturulmuş olmasıdır. Ancak bu konuda da kamuoyu net bir bilgiye sahip değildir. Açıklanan tek şey, silahlı elemanların yurt dışına çıkmalarına resmi makamlarca izin verilmesi kararıdır. Ancak yurt dışına çıkan bu silahlı unsurların nerede veya hangi ülkede yaşayacakları, başka bir ülkede; mesela Suriye’nin Kuzeyinde benzer bir şekilde gelişen hareketlilikte kullanılıp kullanılmayacakları konusunda net bir bilgi yok” dedi.

BENZER HABERLER
X