SP’li bayanların gündemi akil insanlar
Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Fatma Bay ve yönetimi tarafından gerçekleştirilen haftalık olağan toplantı yoğun katılımla gerçekleşti.
Konuyla ilgili açıklama yapan başkan Bay “Akil insanların konuşmalarını çok tehlikeli buluyoruz. Akil insanlardan biri çıkıp, Kürtlere Türkler kadar eğitim hakkı verilmemiştir, onlara iş olanağı sağlanamamıştır diyor. Bu insanlar orta yolu bulmak için görevlendirilmedi mi? Yaptıkları bu açıklamalar nedir? Akil insanlarda siyonizmin farklı bir projesi. Akil insanlar sorunu çözmeye katkı sağlamak yerine insanları daha da çok gruplaştırıyor. Akilin manası da zaten gruplaştırmak ve yemek içmektir” dedi.
BAY, KÜRT SORUNUNA DEĞİNDİ
Merhum Necmettin Erbakan’ın Kürt sorununa karşı yaptığı teşhisleri de değerlendiren Başkan Bay “Osmanlı’nın yüzlerce yıl içinde farklı dil, din, mezhep ve etnik yapıları bir potada eriterek belli ortak paydalar etrafında inşa ettiği üst kimlik, Birinci Cihan savaşı ile Osmanlı’nın yıkılması sonucunda parçalanmıştır. Birinci cihan savaşından sonra, İslam coğrafyası, İslam’ın düşmanları tarafından Batı, kavmi ve mezhebi eksende düşmanlık, fitne ve fesat kaynağı olacak şekilde farklı devletlere bölünmüştür. Sınırları cetvelle çizilmiş bu devletler, kuruldukları günden bugüne, hem birbirleri ile hem de kendi içindeki kavmi ve mezhebi sorunlarla boğuşmuşlardır. Milli Mücadele sonrasında, Osmanlı’nın uzun bir tarih diliminde farklı dil, din, mezhep ve etnik yapıları bir potada eriterek, belli ortak paydalar etrafında kader birliği ettirerek inşa ettiği üst kimlik, ittihatçı kadro tarafından Lozan’da verilen sözler çerçevesinde parçalanmıştır. Anadolu coğrafyasında var olanların tümünün “saf kan Türk” (!) olmadığı bilinmesine rağmen yeni bir “ulusal kimlik” inşasına, ‘kanunen ve cebren’ başvurularak kin, nefret ve nifak tohumları bilerek ya da bilmeyerek bu topraklara ekilmiştir. Nifak tohumlarını ekenler, bizzat içerdekilerdir. Dışgüçler ise, ekilen bu zehirli sarmaşıkları, yeri ve zamanı geldiğinde kullanmak üzere korumuşlar, sulamışlar ve de beslemişlerdir. İçerdekiler, uluslar arası konjonktürün değişmeyeceğini varsayarak tüm dini, mezhebi ve kavmi kimlikleri asimile etmek için pervasızca hareket etmişlerdir” dedi.