‘Siyasetin sermayesi insandır’
17 Aralık 2013 21:07

‘Siyasetin sermayesi insandır’

Demokrat Parti İlçe Başkanı Ahmet Levent Genel Merkez Binasının satılması konusunu görüşmek üzere ve gündemle ilgili olarak gazetemizin Genel Yayın Müdürü Neslihan Başak’a ziyaret gerçekleştirdi

Ulusal basında çıkan Demokrat Partinin Genel Merkez binasının ödenek çıkmadığından dolayı satışa çıkması haberleri ile ilgili olarak Ahmet Levent; “Bu mesele aslında yeni bir mesele değil. Geçtiğimiz kongrede Namık Kemal Zeybek’in zamanında satışı o zaman tasarlandı. Şu anda bizim genel merkezimizin yeri eski Anavatan Partisinin Genel Merkezinin yeridir. Bu binanın olduğu alan kat karşılığı verilip bir kısmı paraya dönüştürmek amaçlı bir kısmı da partiye gelir olarak planlanmıştı. Namık Kemal Zeybek zamanında bunu firmaya verdi ve buradan belli bir miktarda para da alındı. Hala oraya da borç var. Yeni gelen yönetim bunu uygun bulmadı. Geçen zaman içinde de bu projeden vazgeçildi. Bu firmaya da borçlu kalındı.Bu yönetim de çıkış yolu bulamayarak aynı yolu denemeye karar verdi. Bunun için de ilanlar verdi. Fakat bilindiği gibi Melih Gökçek eski Anavatan Partilidir. Benim anladığım kadarıyla Ak Partinin içindeki Anavatan Partililer buranın satılmasını istemediler. Melih Gökçek’te Büyükşehir Belediyesini kullanarak genel merkezin olduğu yeri sosyal ve kültürel bir merkez yaptılar. Yani bir anlamda inşaat yapıp satmayı önlediler. Böyle bir oyun yapıldı. Benim kendi görüşüm buranın satılmasını istemiyorum. Bir bakıma satılmaması iyi oldu ancak Melih Gökçek’in bu yolu denemesi siyaseten yanlış.Satılması engellendi bana göre engellendi. Çünkü burası hem bir genel merkez buranın yaşatılması lazım hem de eski Anavatan Partisinden kalan bir yer olduğu için hatırası bulunuyor. Bu yerin 90 bin TL civarı bir ederi olduğunu biliyorum. Şu an piyasaya hala 25-30 bin TL arası bir borç var ve bu kısmıda böyle kapatmayı düşünmüşler. Önümüzdeki günlerde de Genel İdare Kurulu bu konuda yargıya itiraz edecek. Çünkü bu gayrimenkulün sahibinin parti ve partide böyle bir imarın değiştirilmesi ile ilgili herhangi bir önerisi olmadı. Partimizin hiçbir yerden geliri bulunmuyor. Burada da gayrimenkuller satılıp finansman sağlama düşüncesi vardı. Zeybek’te bunu elimizde atıl duracağına böyle bir gelir olsun şeklinde düşündü. Bakın bugün Cumhuriyet Halk Partisi varsa Mustafa Kemal Atatürk’ün İşbankasından bıraktığı paylarla bugünlere gelmiştir. Böyle bir pay olmasaydı tutunamazdı. Paranız ve sermayeniz yoksa tutunamazsınız. Siyasetin sermayesi de para değil insandır. Para önemli bir destektir. Siyasetin bir geliri yok ben, sen o veya bu finanse edeceğiz” dedi.

 

‘ÖDENEKLERİ YA DEVLETİN YA DA BELLİ KURUMLARIN VERMESİ GEREKİYOR’

Seçim öncesi vatandaşların partilerini seçime girmesi ile ilgili olarak; “Ben 5 defa seçime girdim ve hep partinin parasını değil kendi paramı kullanarak girdim. Demokrasi ile yönetilen bir ülkede siyasi partiler olmalı, siyasi partilerin yaşaması için onların bir geliri olacak, seçim öncesi bir finans kaynağı olacak bu dünyanın her yerinde böyle işleyen bir düzendir. Bu işin başka bir yöntemi yok. Devlet demek zaten her şeyini vatandaştan alan bir kurum. Milli Gelir dediğimiz kavram da bu payın hiçbir zaman tamamını harcayamıyoruz. Bunun belli bir kısmını devlet bizden alır. Kendi harcar ve yapılan her harcamada vatandaşların bir hakkı vardır. Bundan dolayıda bu ödenekleri ya devletin ya da belli kurumların vermesi gerekiyor” dedi. Partilerin güçlü olduğunu vurgulayan Levent; “Siyaset bir güç meselesidir ve güçlü olmak zorundasınız. Siyasette bir partiyseniz yapınızı gücünüze göre oluşturacaksınız. Bizim partimiz özellikle 28 Şubat sürecinde müdahalelerle büyük bir zafiyete uğratılıp ikiye bölündü. İktidardan el çektirildi. Yani siyasi gücümüz alındı. Rauf Denktaş’ın bir sözü vardır; “Her dönemin adamı değil, hem dönemde adam olacaksınız” diye ama bu sözdeki gibi adam olmak karakterine sahip insan bulmak toplumda oldukça zor. Çünkü bu yapı bir karakterde değil bu karakterin oluşumunu sağlayan nedenler var ve bu nedenler maalesef insanları ayakta dik tutmuyor. Millet hırstan kalktı. Bugünkü AK Parti bir hırstan dolayı doğdu. Bize bunları yaptırtmıyorsunuz ama biz bunu böyle yaparız mantığıyla bir parti kuruldu. Bugün AKP’nin sıkıntılarıyla karşı makamdakilerle karşı karşıya geldi. Keşke olanları tarihe bırakıp kendileri sıfırdan başlayıp arkayla kavga etmeden önüne bakabilseydi AKP bugünkü konumundan daha iyi bir yerde ve herkesle barışık olurdu. Ama şimdi herkesle kavgalı. Niye? Hesap görüyor. Hesaplaşma olduğu zamanda da huzur olmuyor. Aile içinde bir takım huzursuzluklar yaşanmış olabilir ama bu aile ortamı kaybolur. Nasıl bu devlette beraber yaşarız buna bakmalıyız. Türkiye’deki bugün yaşanan huzursuzluğun temel sebebi bu hesaplaşmaların olmasından kaynaklanıyor” dedi.

 

‘DIŞA BAĞIMLIYIZ’

Ahmet Levent Ülke kaynaklarının dışa bağımlılığına da değinerek; “Kış mevsimlerinde en çok ihtiyacımız olan doğalgazdır. Doğal kaynaklarımızın çoğunda olduğu gibi doğalgazda da dışa bağımlıyız. Doğalgaza kışın yüksek bir talep bulunuyor. Türkiye’den bu talep olunca dışarıdan aldığınız ülkede bu talebi içinde yaşayarak iki kat olarak görüyor. Sonucunda da doğalgaz sıkıntıları yaşanmaktadır. Diğer bir taraftan yaşanan elektrik ve su sıkıntıları için hidroelektrik santralleri inşaatları teşvik ediliyor ama Karadenizin tamamında yapacak olduğunuz bir santralin vereceği elektrikle bunu sağlamaz. Bu tür yapılar yapılmalıdır. Kömürümüzü kullanamıyoruz. Bunları kullanmalıyız. Dışarıya bu kadar bağımlı kalmamalıyız. Türkiye’de bazı hesaplamalar, projeler yanlış yapılıyor. Bunlar düzeltilmeye çalışılmalıdır. Aslında her şeyi ekonomiye bağlanırsa sonuç alamıyoruz, iktisat derslerinde öğretilen talep ve arzın oluştuğu noktada fiyat oluşuyor. İşte biz fiyat noktasını bulmalıyız” dedi.

 

PROGRAMSIZ ÖZELLEŞTİRME

Özelleştirilen kurumlara da değinen Levent; “Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerdeki paralar programsız bir şekilde harcanmayıp değerlendirilseydi ülke olarak çok daha farklı bir şeylerimiz olurdu. Bunlar aslında Türkiye’nin artık aşması gereken konulardır. Çünkü borçla bir yere kadar yaşayabilirsiniz. Borçlu devlet zayıf devlettir. Ödeyebilecek olduğumuz kadar borçlanmalıydık. Örneğin Başbakan Erdoğan geçenlerde açıkladığı ihracat oranları iyi noktada ancak ithalat oranlarımız hala yüksek bunların düşürülmesinin çalışmaları yapılmalıdır” dedi.

 

GÜVEN ORTAMI YOK

Levent Türkiye’de insanların birbirlerine güven duymadığını belirterek Bu ülkede tabiî ki güzel bir şeyler oluyor ama bunun yanında insanlar arasında güvensizlikler var. İnsanlar mezhep, mikro milliyetçilik bakımından, bölgesel olarak bir şekilde çatışıyor. Bunun sonucunda ortaya büyük bir güvensizlik temeli inşa ediliyor. Bizim asıl konuşacağımız konular “nasıl yaşayabiliriz?” olmalıdır. Geriye döndüğümüz sürece huzur ve güven ortamı bulamayız. Bu bakımdan izlenen politikalar yanlıştır. Siyaseti de politikaya dahil ediyorlar” diyerek sözlerini bitirdi.

BENZER HABERLER
X