“CHP ve MHP el ele vermiş AK Parti’ye çalışıyorlar”
02 Temmuz 2014 09:03

“CHP ve MHP el ele vermiş AK Parti’ye çalışıyorlar”

Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç haftalık toplantısını parti binasında gerçekleştirdi.

Toplantıda açıklama yapan Aytaç; “Başbakan paralel yapı ile mücadele etmek bizim önceliğimizdir diyerek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mesajını verdi. 4 yıl Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le çalıştı ve en büyük problem kadrolaşmada yaşandı” dedi

Saadet Partisi İlçe Başkanı Sami Aytaç haftalık toplantısını önceki gün parti binasında gerçekleştirdi. Haftalık toplantısına parti yönetim kurulu üyeleri eksiksiz katılım sağladı. Toplantıda açıklama yapan başkan Sami Aytaç Şunları; “23 Haziran’da sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile uzun bir görüşme yapan Başbakan Erdoğan, sonunda aklından geçmekte olan en önemli mesajını verdi. Paralel yapıyla mücadele bizim önceliklerimizdendir. Bunun için Cumhurbaşkanı ile hükümetin bu konuda uyumlu ve mutabakat içinde olması bu mücadelenin sürdürülmesi için şarttır. Yani demek istiyor ki, kadrolaşma ve istenmeyen kadroların tasfiyesi, suç işlemiş olanların yargılanması veya cezalandırılmasının yapılabilmesi için, Cumhurbaşkanı AK Parti iktidarının göstereceği kişi olmalıdır. Başkası seçilirse paralel yapı ile olan mücadele devam edemez. Bu da demek oluyor ki, önceki seçimlerin her birinde kullandığı Milleti bir şeylerle korkutma ve oylarını kendine kanalize etme taktiği bu seçim için belli oldu.

“ÖNÜNE GELEN HER BELGEYİ GÖZÜ KAPALI İMZALADI”

Milleti paralel yapı ile korkutup oylarını devşirmek. Hatırlayalım, hükümetle uyumlu olmayan bir cumhurbaşkanı vardı: Ahmet Necdet Sezer. 2007 yılına kadar yani yaklaşık 4 yıl AK Parti bu Cumhurbaşkanı ile çalışmak zorunda kaldı. En büyük problem kadrolaşmada yaşanmıştı. Hükümetin üst düzey tayin etmek istediği kadrolar, Cumhurbaşkanınca onaylanmıyor, oyalanıyor, istihbarata bahanesi ile Sümen altında tutuluyordu. Ayrıca Milletin inançları ile bağdaşmayan çıkışlarını da bilmeyen yok. AKP hükümeti 2007 yılından itibaren son derece uyumlu, kardeşlikten gelme, hatta kardeşlikten öte ilişkileri olan bir Cumhurbaşkanı ile çok uyumlu bir şekilde çalıştı. Çalıştı da ne oldu? Devlet kadrolarında çok önemli şeyler oldu. Bir defa askeri kadrolardaki çok sayıda yüksek rütbeli personel tutuklandı, yargılandı, cezalandırıldı. Ergenekon, Balyoz gibi davalar yıllarca milleti meşgul etti. Cumhurbaşkanı elbette onayları ile bu sürecin çok önemli bir parçası oldu. Hükümetin, önüne getirdiği her belgeyi uyum adına gözü kapalı imzaladı. Peki, nereye gelindi? Bütün bu davalar yanlış deliller ve dinlenilmeyen tanıklar yüzünden bozuldu, hapishanelerin kapısı açıldı, yıllarca milletin meşgul edildiği davalardan dolayı içerde bulunan herkes dışarı çıktı. Büyük bir kaos yaşandı.Sormak gerekmez mi, bu muazzam uyum ne işe yaradı? Adalet mekanizması büyük yara aldı, askerin itibarı yerle bir oldu. Kumpasların kurulmuş olduğunu, kendi ifadelerine göre ne hükümet anlayabildi, ne de çok uyumlu Cumhurbaşkanı! Demek ki kardeşlikten öte uyum burada ters işledi.

“PARALEL YAPILANMA O DÖNEMİN ESERİ DEĞİL”

Gelelim paralel yapılanmaya. Kendi ifadelerine göre paralel yapı kendilerini gafil avlamış. Uyumsuz Cumhurbaşkanı 2007’den önce bu tür kadrolaşmaya onay vermediğini zaten biliyoruz. Yani paralel yapılanma o dönemin eseri değil. Demek ki bu tür paralel kadrolaşmalar “kardeşlikten öte” ilişkileri ile çok uyumlu olan Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün görev süresi boyunca yapılmış. Kendi ifadelerine göre hükümet, aldanarak düzenledikleri paralelcilerin atama belgelerini Cumhurbaşkanına arz etmişler, o da  uyum adına her önüne geleni araştırmadan, soruşturmadan onaylamış. Sonuç mu, Başbakan’ın deyimi ile Cumhuriyet tarihinin en feci darbe girişimi tezgahı hazırlanmış. Demek ki uyum burada tamamen devlet çarkını ters göndermiştir. Örneğini verdiğimiz bu yaşanan gerçekler gösterdi ki, hükümet ile cumhurbaşkanı tam uyum içinde çalışırlarsa çok büyük ve telafisi zor zararlar ortaya çıkıyor.Şimdi yine kadrolaşma ile ilgili sorunların halledilebilmesi için uyumlu bir Cumhurbaşkanı istenmesi akla, mantığa, tarihe ve yaşananlara asla uygun değildir. O halde seçilecek cumhurbaşkanında aranacak olan tek başına uyum asla ve kata Türkiye’nin sorunlarını çözmek için yeterli değildir, olamamıştır. Peki, nasıl olmalıdır? İşte meselenin püf noktası buradadır. Seçilecek Cumhurbaşkanı uyumlu Milletimizle aynı değerleri paylaşan, ahlak ve maneviyatı önceleyici, bağımsızlıktan yana olan, Türkiye’nin sanayileşmesine önem veren, adil bir ekonomik düzen isteyen, İslam Birliği için çaba sarfedecek olan, dürüst ve şaibesiz, kendi ikbalini değil memleketin istikbalini düşünerek hareket edecek olan, güçlünün değil, haklının yanında yer almalıdır.

“CUMHURBAŞKANI KENDİ İSTİKBALİNİ DEĞİL, MİLLETİN İSTİKBALİNİ DÜŞÜNMELİDİR”

Cumhurbaşkanı dışarıdan emir ve talimat almayacak olan, Milletinin şeref ve haysiyetini koruyan, başkumandanı olacağı ordumuza gözbebeği gibi bakacak olan, hükümetin yanlışlıklarını kılı kırk yararak önleyecek olan biri olmalıdır. Devlet ve Milletimiz için hayati öneme sahip bu prensipleri salt uyum adına feda etmeyecek bir yapıda olmalıdır. Milli Görüş işte bunun için çabalamaktadır. Milletvekilleri gösterecekleri adaylarda bu vasıfları aramalıdırlar. Seçmenlerimiz de oylarını kullanırken, korku ve yönlendirmelere göre değil, önlerine gelecek bu fırsatı bu ölçüleri gözeterek titizlikle değerlendirmelidir. Çeşitli menfaat ve siyasi hesaplarla yapılacak bir yanlış, iş işten geçtikten sonra asla düzeltilemez. Neticelerine hep beraber katlanmak zorunda kalırız. CHP, resmen siyasal İslam’a oynamaktadır. Şaşkın ve ne yapacağını bilmez durumundadır. Akrep gibi kendini sokmaya çalışıyor. Bu adayla CHP, harakiri yapmıştır. CHP zihniyetli eski YÖK, El Ehzer Üniversitesi mezunlarına denklik vermediği günleri hatırlatmak isterim. Bugün geldiği durum;  El Ehzer Üniversitesi’nde kürsüsü olan bir bilim adamından Cumhurbaşkanı adayı olması istemektedir.

“CHP SEÇMEN NAZARINDA HEM KAN KAYBEDİYOR”

Üstelik halkın tercihi değil ve CHP’nin siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapmış olduğu görüşme bir aldatmacadan başka bir şey olmadığı ortaya çıkmıştır. Prof. İhsanoğlu Aydın Doğan’ın adayıdır. Tevfik Diker’in Kurtlar Medyası isimli kitabında bu konuyu şu şekilde ele alıyor, Aydın doğan 2011 yılının Ağustos ayında Cidde’ye gidip Ekmeleddin İhsanoğlu ile görüştüğünü bütün bunları eklemeliyim. Aydın Bey’in Ekmeleddin İhsanoğlu ile yakın irtibatı bu tarihten önceye dayanıyor. Aldığım bilgiler, Aydın Doğan’ın Prof. İnsanoğlu’nun Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyması doğrultusundadır. Yazar Tevfik Diker’in işaret ettiği bu olaya göre, bu önceden kurgulanmış bir durumdur. CHP seçmen nazarında hem kan kaybetmektedir hem de güven problemi nüksetmeye başlamaktadır. İhsanoğlu’nu klasik CHP kökenli diplomatların dindar versiyonundan başka bir şey değildir. Asla Milli Görüş tabanına uymamaktadır. Zaten CHP’nin pek çok seçmeni Atatürk’ün partisi olduğu için oy veriyordu. CHP’nin iflas etmiş politikalarını hiçbir seçmeni onaylamıyor. Yoksa CHP’nin ürettiği bir siyaset yoktur. Agresif politikalar gütmektedir. Burada CHP ve MHP el ele vermiş AK Partiye çalışmaktadır” şeklinde açıklama yaptı.

BENZER HABERLER
X