Donanma davasında ilginç savunma
15 Kasım 2017 16:05

Donanma davasında ilginç savunma

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 51'i tutuklu, 11'i firari 92 sanığın yargılanmasına devam edildi

Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Kocaeli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmaya, tutuklu, tutuksuz sanıklar, avukatları ve yakınları katıldı. Duruşmada, müdahil olarak Başbakanlık avukatları Emre Arık ve Gül Gülmez de hazır bulundu. Darbe girişimi sırasında TCG Yavuz Savaş Gemisi'nde yüzbaşı rütbesiyle başçarkçı görevi yapan tutuklu sanık Salih Yalçınkaya, yaptığı savunmanın ardından, çapraz sorguya alındı. Cumhuriyet savcısının sorusu üzerine sanık Yalçınkaya'ya, "Gemilerin Marmara Denizi'ne açılmasının darbeyle bir ilgisi yok. Denizde darbe olmaz. Darbe karada yapılır. Biz denizin ortasında boş boş geziyorduk" şeklinde konuştu. 

‘DARBECİ SUÇLAMASINI KABUL EMİYORUM’

Savcının, "Kösele'nin darbeci olduğunu sandığını söylüyorsun. Madem denizde darbe olmaz, Donanma Komutanı Kösele gemiye niye çıktı?" şeklinde soruya Yalçınkaya, "Donanma Komutanı gemiye gelmeden ve geldikten önce tüm personel anonsla bilgilendirilir ancak Komutan gemiye sessiz sedasız bindi. Kimsenin haberi olmadı. Cumhurbaşkanının televizyondan halkı sokağa davet ettiğini izlemiştik. Kösele, darbe başarısız olunca kaçtı, gemiye sığındı diye düşündük. Biz, emirlerin Genelkurmay Başkanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanından geldiğini sanıyorduk. Darbeyi amiraller, generaller yapar. Biz sadece kanuna uygun olan emirleri uyguladık. Bize Dolmabahçe Sarayı'nı kuşatın emri verilseydi, elbette sorgulardık. Neler oluyor diye sorardık. Bilirkişi raporuna göre biz darbeye psikolojik destek vermişiz. Tanklarla karada dolaşsaydık neyse ama biz gemideydik. Kaymakam, belediye başkanı alınmamış. Darbeci suçlamasını kabul emiyorum" dedi. Sanık Yalçınkaya, Donanma Komutanı Veysel Kösele'nin tecrit edildiği kamaranın arka çıkış kapısının zaten iple bağlı olduğunu, kendisinin bunu ayrı bir iple sağlamlaştırdığını sözlerine ekledi.

TUTUKLU SANIK ÖMER FARUK AVCI SAVUNMA YAPTI

Darbe girişimi sırasında TCG Yavuz Savaş Gemisi’nde Savaş Harekat Merkezi'nde üsteğmen rütbesiyle görev yapan tutuklu sanık Ömer Faruk Avcı, "Darbeci Amiral Ayhan Bay tarafından Gemi Komutanı Sezayi Özgür Öztürk'e verilen ve gemide uygulanan kurallara aykırı tüm emir ve talimatları sorgulamadan uyguladığı ve darbecilerle birlikte hareket ettiği, gemide komutanı ve diğer şüphelilerle birlikte Donanma Komutanı Veysel Kösele ve Komodor Kerim Uça'nın kamaraya kapatılarak etkisiz hale getirilmesi, yine silah kullanılarak Donanma Komutanının emir astsubayı Yalçın Gül'ün ve koruma astsubayı Ebubekir Öztürk'ün etkisiz hale getirilmesi olayında bulunduğu, Donanma Komutanının bulunduğu kamaranın dışarıya açılan kapısını iple bağladığını ve Donanma Komutanı direktiflerini içeren mesajın çekilmesini engellediği ve ByLock programını kullandığı" suçlamalarına karşı savunma yaptı. FETÖ ile bağı bulunmadığını, darbeye destek vermediğini iddia eden sanık Avcı, 15 Temmuz öncesinde terör saldırısı olabileceğine yönelik gemiye mesajlar geldiğini, 15 Temmuz'da ise Gölcük'ten demir alıp Deniz Lisesi törenine katıldıklarını söyledi.

‘ORDUNUN 2016'DA DARBE YAPMASI BİZE SAÇMA GELDİ’

Darbe girişimi akşamı televizyondan alt yazı ile köprünün askerler tarafından kapatıldığını gördüğünü anlatan Avcı, önce olayın terör saldırısı olduğunu sandıklarını, daha sonra gemiye sıkıyönetim direktifinin gelmesiyle olayın darbe girişimi olduğunu anladıklarını belirten Avcı, "Sıkıyönetim direktifini okumadım ama komutanlar darbe girişimi olduğunu bildirdi. 28 Şubat'ta postmodern darbe yapmaya çalışan ordunun 2016'da darbe yapmaya kalkması bize saçma geldi. İnşallah darbe başarılı olmaz diye arkadaşlarımızla konuştuk. Ankara'daki ailemi arayarak, evden çıkmamalarını söyledim. Gemide 2 saat boyunca hiçbir faaliyette bulunulmadı. Marmara Denizi'nde dolaştık. Televizyon izledik" şeklinde konuştu. 

‘BÜTÜN PERSONEL AYNI ŞEYİ DÜŞÜNDÜ’

Avcı, neler olup bittiğini anlamaya çalıştıklarını, kimin darbeci, kimin olmadığı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını ileri sürerek, "Biz herhalde üst düzey komutanlar darbeyi önceden haber aldılar, gemileri seyre çıkartarak askerlerin darbede kullanılmaması için önlem aldılar diye düşündük. Bütün personel aynı şeyi düşündü" dedi. Saat 01.00 sıralarında kamaraya uyumaya gittiğini, Gemi 2. Komutanı Meftun Metin'in kendisini uyandırarak, silahlanmalarını istediğini anlatan Avcı, "Üniformamı giydim ve silahlandım. Gemide darbecilerin harekete geçtiğini sandım. Panik içinde neler olduğunu öğrenmeye çalışıyordum" iddiasında bulundu. Donanma Komutanını derdest ettikleri yönündeki suçlamaları kabul etmeyen sanık Avcı, "Normalde gemi komutanı ve personelde silah olmaz ama o an emir gelince herkes silahlandı. Her şey 2-3 dakikada oldu. Gemi Komutanı Sezayi Özgür Öztürk, Donanma Komutanının tutulduğu kamaranın arka kapısının kilitlenmesini emretti. Meftun Metin, 'Ben o işi hallettirdim.' dedi. Donanma Komutanının kamarada tecrit edildiğini bilmiyordum. Bu gelişmeleri görünce ben işin içinde olmak istemedim. Oradan uzaklaşmak istedim ancak bana, sonradan Kösele'nin olduğunu öğrendiğim kamaranın arka kapısında nöbet görevi verildi. O sırada bağrışmalar duydum. Arkasından kısa aralıklarla 2 el silah sesi geldi. Baktığımda, kamaranın önünde gemi komutanımız, Kösele'nin koruma astsubayı Ebubekir Öztürk'e silah doğrultmuş. Burada duramazsın şeklinde bir şeyler söylüyor. Komutan beni görünce, 'Sen de silah doğrult' dedi. Ben de silahımı kurarak yere doğru eğdim." 

DONANMA KOMUTANININ KORUMASINA PİZZA YEDİRMİŞLER

Gemi komutanının, astsubay Öztürk'ü, Donanma Komutanı Kösele'nin tutulduğu kamaranın önüne kabloyla bağlattığını, kendisini ve bir astsubayı başına nöbetçi olarak diktiğini belirten Avcı, "Biz kendisine iyi davrandık. Pizza ikram ettik. Kendi ellerimizle yedirdik. Daha sonra Ebubekir Öztürk, gemi 2. komutanı Metin'e, 'Cumhurbaşkanı tutuklandı mı?' diye sordu. Daha sonra bize, 'Abi uçaklar gelecek, denizaltılar gelecek. Yanlış yapıyorsunuz. En çok silahımın alınmasına üzülüyorum. Gerçi 14 mermi alıyor ama gemideki herkesi öldüremem.' dedi. Böyle tehlikeli düşünceleri olan birinin yanında güvenliği sağlamak için nöbet tuttuk. Zaten biz de uçaklara karşı topları doldurmuştuk. Koruma astsubayının bu hali ve Kösele'nin sesiz sedasız gemiye binmesi, bize bir açıklama yapmaması bizim şüphelerimizi arttırdı." ifadelerine yer verdi. Kösele'ye kahvaltı getirildiğini ancak kabul etmediğini, kullandığı ilaçları da istemediğini anlatan Avcı, koruma astsubayının bir ihtiyacı olup olmadığını sorması üzerine Kösele'nin, "Ben iyiyim evladım." dediğini belirtti.

‘YANLIŞ YAPTIĞIMIZI ANLAYINCA SİNİR KRİZİ GEÇİRDİM’

Televizyondan izlediği 1. Ordu Komutanının basın toplantısında darbecilerin başarısız olacağını söylediğini, bir gazetecinin Donanma Komutanına ulaşılamadığı yönündeki sorusuna ise Komutanın, Kösele'nin haber alamadığı komutanlardan biri olduğunu söylediğini ifade eden Avcı, "Bunun ne anlama geldiğini düşündüm. Bir şeyler anlamıştım. O an sinir krizi geçirdim. Sanki bugünleri gördüm. Yanlış yaptığımı anlayınca, Donanma Komutanının emrine girdim. 12 Eylül 1980 darbesi, oramirallerin önüne kimse çıkamadığı için oldu. 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı halkı sokağa döktü. Halk direndi ve darbe olmadı. Bundan dolayı çok mutluyum." şeklinde konuştu. Tutuklu sanık eski TCG Yavuz Gemisi Komutanı Sezayi Özgür Öztürk'ün "Bizim gemimiz Cumhurbaşkanının Marmaris'ten kalkan uçağının yerini tespit edebilir miydi? Geminin o uçağı düşürme kabiliyeti var mıydı?" sorusunu ise sanık Avcı, "Cumhurbaşkanının Marmaris'ten İstanbul'a taşıyan uçağı radarla tespit edip görebilirdik ancak uçağı vurma kabiliyetimiz yok. Gemideki füzelerimiz en fazla 9 mil menzile kadar gidebilir." şeklinde cevapladı.  Sanık avukatı müvekkilinin tahliyesini talep etti. KAYNAK: AA

BENZER HABERLER
X