‘Sanat geleceğe ışık tutan belgedir’
Dünyaca ünlü karikatürist Yaşar Tosun, hakkında ki merak edilen soruları yanıtladı.
Sanatın geleceğe ışık tutan bir belge olduğunu belirten Tosun, “Ben hiç çeyiz sandıklarına kitap koyulduğunu görmedim. Oysa bizim ihtiyacımız olan tek şey bilgi. Bilgi olduğunda ben inanıyorum ki, sanat da hak ettiği değeri görecek” dedi
RÖPORTAJ: MERVE DİNÇAY
Günün büyük bir kısmını karikatür çizerek geçiren dünyaca ünlü karikatürist Yaşar Tosun’un evine misafir olduk. Çizdiği karikatürlerle tüm Gölcük halkının beğenisini kazanan Yaşar Tosun, röportajında yeni çıkan sanatçıları da eleştirdi. Sanat adı altında çirkinliklerin yaşandığını belirten Tosun sanatın geleceğe ışık tutan bir belge olduğunu söyledi.
YAŞAR TOSUN HAKKINDA MERAK EDİLENLER
İlçemizin şirin beldesi Yazlık’ın yetiştirdiği dünyaca ünlü karikatürist Yaşar Tosun’un evine misafir olduk. Evinin kapısını Gölcük Postası gazetesine açan Yaşar Tosun, hakkında ki merak edilen soruları yanıtladı. Günün büyük bir kısmını karikatür çizerek geçiren Yaşar Tosun geri kalan zamanını evinin bahçesinde yetiştirdiği meyve ağaçları ve çiçeklerin bakımı ile geçiriyor. Çizdiği karikatürlerle tüm Gölcük halkının beğenisini kazanan Yaşar Tosun, röportajında yeni çıkan sanatçıları da eleştirdi. Sanat adı altında çirkinliklerin yaşandığını belirten Tosun sanatın geleceğe ışık tutan bir belge olduğunu söyledi. Londra’da katıldığı yarışmada dünya ikinciliği alan Tosun röportajının bu kısmında gözyaşlarını tutamadı. Otuz yedi ülkenin katıldığı yarışmada, diğer ülke sanatçıların alkışlandığını ancak Türk insanının bu yarışmada alkışlanmadığını belirten Tosun duygularını gizleyemedi. Hayatı boyunca bir çok kez ölüm tehlikesi yaşadığını belirten Tosun 1958 yılında yaşanan Üsküdar Faciasında da ölümden döndüğünü kaydetti. Tosun “ İzmit’te okuduğum sıralarda hafta sonları Gölcük’e sinemaya gelirdik. Bende o gün babamın dükkânında işlerine yardım ediyordum. Dükkânda kendimi o kadar çok işe kaptırmışım ki, vapuru kaçırdım. Vapuru kaçırmamış olsaydım, belki de o kaza da bende ölecektim” dedi.
KENDİNİZ HAKKINDA KISA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Yazlık 1946 yılında doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Gölcük'te yaptım. Benim zamanımda Gölcük'te bir lise yoktu. Liseyi İzmit'te okudum. Ardından İstanbul Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi Ressam Faruk Alpkurt Atölyesi’nde resim ve karikatür dersi gördüm. Aynı yıllarda Nurettin Işılay yönetiminde, İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümü’nde rol aldım. 1963-64 yıllarında Hergün Gazetesi’nde ve Akbaba Dergisi’nde çizmeye başladım. Tiyatro ve karikatürü beraber götürdüm.
İLK KARİKATÜRÜNÜZÜ NASIL ÇİZDİNİZ?
Hani sanatçılar der ya “Küçüklüğümde başladı”. Benimki de böyle bir şey işte. Ben balık burcuyum. Kavga etmeyi hiç sevmezdim, hala da sevmiyorum. Küçükken arkadaşlarımdan dayak yediğimde hıncımı kalem ve kağıttan çıkarırdım. Abim beni dövdüyse, bende abimin karikatürünü çizerdim. Karikatürde babamda abimi döverdi. İlk karikatürümü böyle çizdim. Ortaokul zamanımda Son Posta gazetesinde bir ilan gördüm. Evvel zaman adlı çizgi film için karikatür yarışması yapılacakmış. Bende çizdiklerimi yarışmaya gönderdim. Çizdiklerimi çok beğendiler. Yarışmayı kazandıktan sonra bana başka bir çizgi film için görev verdiler. Bunun sonucunda ilk paramı böyle kazanmış oldum. Görev sonrasında 40 lira para gönderdiler. Kırk liranın 25 lirası ile bisiklet aldım, 15 lirası ile de izci kıyafeti almıştım.
PROFESYONEL ANLAMDA İKİNCİ KEZ NE ZAMAN PARA KAZANDINIZ?
Profesyonel anlamda ikinci para kazanışım çok komik. Bu anıları hatırladıkça çok duygulanıyorum. Lise zamanımda üç arkadaş meyhaneye gitmeye karar verdik. Daha 17 ya da 18 yaşlarındayız. Daha genciz, hayat tozpembe görünüyor. Biz meyhaneye gittik. İçmekten çok yemek yiyoruz. Sonra bir hesap geldi ki. Hepimizin cebindeki paranın toplamı hesabı ödemeye yetmiyor. Ne yapacağız diye düşünürken arkadaşım karşı masa da oturan adamın karikatürünü çizmemi söyledi. Diğer arkadaşımız gidip kağıt ve kalem buldu. Ben başladım karikatür çizmeye. Karikatürünü adama uzattık. Adam çok beğendi ve bize içki ısmarladı (Gülüşmeler) Biz para isterken adam bize başka şeyler ısmarlamaya başladı. Neyse ki diğer masa da bulunan adamlar da karikatürleri çizmemi istedi. Onlar para verdi de hesabı ödeyip, çıkabildik.
YURT DIŞINDAKİ BAŞARILARINIZDAN SÖZ EDER MİSİNİZ?
1966 yılında Londra'da yapılan bir yarışmada, 37 ülke arasından katılımcılar arasında dünya ikincisi oldum. 1979 yılından itibaren Nice'de yirmi yıl karikatür çizdim. Aynı zamanda Balkan ülkeleri sorumlusu oldum. Dünyanın dörtte üçünü gezdim sayılır. Katıldığım bu yarışmada otuz yedi ülkeden ayrı ayrı sanatçılar bulunuyordu. Diğer sanatçıların ismi okunduğunda salon ıslık ve alkışlarla yıkılıyordu. Ancak Türk sanatçının ismi okunduğunda inanın alkışlayan sayısı üç beş kişiydi. Biz çok zor şartlar altında sanat yaptık. Şimdi sanat adına yapılan çirkinlikleri kınıyorum.
YURT DIŞI ÇALIŞMALARINIZ NE KADAR SÜRDÜ?
Çalışmalarım 1999 depremine kadar sürdü. Depremde maddi ve manevi çok kaybım oldu. Yaşanılan felaket duygularımı da götürdü. Bir kaç sene çizemedim. Kalem adeta elimden düşüyordu.
GÜNÜMÜZÜN SANATÇILARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Sanat demek bir duyguyu beceri yoluyla anlatmak demektir. Sanat geleceğe ışık tutan bir belge olmalı. Sanatçının en az bir oda kitap okuması gerekir. Ancak günümüzün sanatçıları ne eğitim almış, ne de kendini geliştirmiş insanlar. Ben halkı da anlamıyorum. Demet Akalın’a sanatçı diyorlar. Bu kadının yaptığı şey sanat olamaz. Bunu bir örnekle anlatmak istiyorum. Fransa’da yirmi yılda sadece iki sanatçı çıktı. Neden? Çünkü orada ki sanatçılar önce eğitim alır, kendini geliştirir. Ama bizim ülkemizde her gün birileri sançtı diye ortaya çıkıyor. Televizyonu açıyoruz, o diziler filmler, belden aşağı esprilerle, tecavüz sahneleri, silahlarla dolu. Sanat bu değil. Böyle olmamalı.
EN SON PAYLAŞMAK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VAR MI?
Ben en son şunu söylemek istiyorum. Bizim ülkemizde bir kız çocuğu doğduğunda çeyiz sandığı yapılmaya başlanır hemen. Sandığa kırlentler, el işiler, aklıma gelmeyen bir sürü el emeği işler koyulur. Ama ben hiç o sandıklara kitap koyulduğunu görmedim. Oysa bizim ihtiyacımız olan tek şey bilgi. Bilgi olduğunda ben inanıyorum ki, sanat da hak ettiği değeri görecek. Tüm gençlerimize kitap okuyup, kendilerini geliştirmelerini tavsiye ediyorum.