‘Olası afetlere karşı hazır olmalıyız’
14 Haziran 2017 16:50

‘Olası afetlere karşı hazır olmalıyız’

‘Olası afetlere karşı hazır olmalıyız’

Gölcük Arama Kurtarma Timi (GESOTİM) ve Gölcük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Necmi Kocaman ile 17 Ağustos Gölcük Depremi, geçtiğimiz günlerde Ege’de meydana gelen depremler ve depremin ardından ortaya çıkan sorunlar ile ilgili bir röportaj gerçekleştirdik. Başkan Kocaman, “Olası afetlere karşı hazır olmalıyız” dedi.

Gölcük Arama Kurtarma Timi GESOTİM ve Gölcük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Necmi Kocaman ile 17 Ağustos Gölcük Depremi, Ege’de meydana gelen depremler ve deprem sonrası oluşan bazı sorunlar hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

 Depremden sonra nasıl bir Gölcük oluşturuldu? Geçen 18 yılda ilçe adına neler görüyorsunuz?

Gölcük, 17 Ağustos 1999’da meydana gelen depremin sonucunda büyük bir yara aldı ve çok fazla zarar gördü. Depremden sonraki Gölcük’e baktığımız zaman ilçemizin eskisi gibi olamayacağına kanaat getirmiştik fakat aradan geçen 18 yıllık zaman zarfı gösteriyor ki Gölcük, eksikleri olsa da nihayetinde bir değişim yaşadı. Fakat ilçemiz, deprem sonrasında iki bölüme ayrıldı. Yolun üst ve alt kısmı oldukça farklı oldu. Yolun üst kısmına kalıcı konutlar, kalıcı iş merkezleri, yeni yollar yapıldı. Kısacası yolun üst kısmında farklı bir yaşam alanı için çalışıldı. Yolun alt kısmında da sorunlu binalar yıkılırken kalanların yanına yeni binalar yapıldı. Belki Gölcük’te kalacak yer açısından iyi yatırımlar yapıldı ama asıl değişimi yakalayacak yatırımlar maalesef şu an dahi yok. Merkezde bir sosyal yaşam yok. Akşam saat 20.00’dan sonra şehir sessizleşiyor. Tiyatro ve sinema gibi gençlerin ilgi gösterebileceği yerler yok. Bunların olmayışı, ilçemizdeki ticari hayatı da olumsuz etkiliyor. Aslına bakarsanız büyük değişimin insanların kendisinde olması gerekirdi diye düşünüyorum. Yaşanabilir bir Gölcük oluşturmak, fikir üretmek yerine tembelliğe alıştırılan bir insan topluluğu oluşturuldu.

 Gölcük’te yeni bir yapılanmanın olduğundan söz edebilir miyiz?

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin ardından birçok bina yıkıldı. Bazı noktalarda sağlam bina bile kalmadı. Bu da yeni bir yapılanmanın zorunlu olduğunu gösterdi. Gerekli denetimler zamanında yapılmış olsaydı belki de bu kadar bina yıkılmazdı. Fakat bunu yine de biz bilemeyiz. Aradan geçen zaman içerisinde yeni bir yapılanmanın olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum, ilk olarak devlet eliyle yapılan kalıcı konutlarda görüldü. Sonrasında ise özellikle son yıllarda yeni bina yapımlarının arttığını görebiliyoruz. Bu konuda Gölcük’te hızlı bir şekilde neredeyse her yerde binalar yapıldığını da söyleyebiliriz.

 Toplum olarak afetlerden, özellikle 17 Ağustos’tan bir ders çıkarıldı mı?

Bunu sadece Gölcük için söylemiyorum. Toplum olarak çabuk unutuyoruz. 17 Ağustos’u da çok çabuk unuttuk. Deprem sabahında bütün dünyanın bizlere yardım etmek için el uzattığını gördük. Çok normaldir ki buradaki işlerini bitirdikten sonra onlar da kendi ülkelerine döndüler. Sonrasında millet olarak tek kaldık. Bu noktada düşünmemiz gerekirdi. Nerede hata yaptık da binalar yıkıldı, geçen zaman içerisinde geçmişimizden ders aldık mı? Gereken dersleri aldık mı diye soracak olursak, aradan geçen 18 yıl içerisinde maalesef toplum olarak birkaç kişinin dışında ders almadığımızı görüyoruz. Biz bir felaket yaşadık. Bu felaketi başkalarının yaşamaması veya felaketten daha az zarar alması adına gerekenleri yaptık mı? Büyük bir çoğunlukla hayır. Deprem gibi afetler kaçınılmazdır. Fakat biz bu afetlere karşı önlemleri tabii ki alabiliriz. Öncelikle gerekli eğitimleri almamız gerekiyor. Ülkemizde sık aralıklarla bir afet yaşanıyor. Bu afetlere karşı bir ders çıkardık mı diye soracak olursan ben hayır, ders almadık derim. İş işten geçtikten sonra ah – vah etmenin bir anlamı yok. Ağır hasarlı binalar orta hasarlıya çevrildi, makyajlandı ve ilçemize deprem sonrası gelen kişilere kiraya verildi. Ben bu duruma çok büyük bir tepki veriyorum. İnsan hayatıyla bu derece oynanamaz.

 GESOTİM’den bahsedebilir misiniz?

Gölcük Arama Kurtarma Timi GESOTİM, 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nden sonra yurt içi ve yurt dışında birçok noktada eğitimlerini aldı ve 31 Temmuz 2010 tarihi itibariyle 420 kişinin katılım gösterdiği eğitimleri başarıyla tamamlayarak sertifikalarını almış gönüllülerden oluşan, olası afetlerde ulusal ve uluslararası boyutta malzeme ve lojistik donanıma sahip olan bir kuruluştur. Ülkemizde ve dünya üzerinde meydana gelen depremlerin olduğu noktalarda faaliyetlerimiz oldu. Arama kurtarma faaliyetlerine katıldık. En önemlisi de geçmişten bir ders çıkardık. Hiçbir beklenti içerisinde olmadan insanlarımıza bir faydamızın dokunmasını istedik.

 İlçemizin depremde büyük bir hasar aldığı şüphesiz bir gerçek. Geçmiş ile bugünü karşılaştırabilir miyiz?

Öncelikle en büyük zararı insanlarımız aldı. Yakınlarımızı kaybettik. Eşimizin dostumuzun acısını yaşadık. En ağır hasar da bu oldu… Depremde esnafımız büyük sorunlarla karşılaştı. Deprem öncesinde ilçemizde 7 bini aşkın esnaf bulunmaktaydı. Deprem sonrasında ise bu rakamın yüzde 10 kadarını ilçemizde ancak görebildik. Bu da afetin ilçemizi ne kadar etkilediğini gösteriyor. Gölcük’ün üst kesimlerinde kalıcı iş yerleri yapıldı fakat bu iş merkezlerine çoğu esnafımız rağbet etmedi. Bankalara olan kredi borçları, işlerin azalması esnaflarımıza büyük bir zarar verdi. Buna rağmen esnafımıza destek vermek için elimizden geldiğince çalışmalar gerçekleştirdik.

 Gölcük’te deprem konusundaki eksiklikleri anlatabilir misiniz?

Depremin merkez üssü Gölcük, fakat ilçemizde bu depremi anlatabilecek, sadece ibret olması için vatandaşlara sunulabilecek bir deprem müzemiz halen yok. Müzenin varlığı bizim vicdanımıza dokunacak ve belki de merhameti olan kişilerin bu konuda ders çıkarmalarında önemli bir rol oynayacak. Deprem gününde gerçekleştirilen anma törenlerine reklam amacıyla katılım yapılmasını istemem açıkçası. En azından deprem şehitlerimizi anma programımıza içten bir katılım olmasını temenni ederim. Başkasının içi bir gün yanar, bizim içimiz her gün yanıyor. Deprem şehitlerimizi rahmetle anıyoruz.

 İlçemizin bazı noktalarında acil durum toplanma noktaları bulunurken bazı mahallelerde neden toplanma noktaları bulunmuyor?

Başbakanlık AFAD tarafından oluşturulan birimler çerçevesinde her il ve ilçede AFAD’a bağlı birimler var. Bu konuda da Gölcük Kaymakamlığımız, AFAD verileri kapsamında yıllık deprem planlarını yapmak zorunda. Bu konum içerisinde de olası afet durumunda toplanma yerleri hakkındaki bilgileri halkımıza intikal ettirmek gerekiyor. Geçtiğimiz dönemde Değirmendere ve Gölcük’ün bazı bölgelerinde toplanma alanları diye yazıları görünce vatandaşlar tereddüt etti. Kocaeli Valiliği, İl Afet Acil Durum Müdürlüğü ve Gölcük Kaymakamlığımız ile birlikte diğer kamu kurumlarının bizlerle yaptığı toplantıda toplanma yerlerinin her il, ilçe ve kasabada mutlaka halka deprem sonrasında intikal etme yerleri olarak belirtilmesi zorunluluğu var. Bu konuda daha çok muhtarlara görev düşüyor. Mahallelerde nerelerde boş alan varsa o alanların tespit edilip muhtarlarımızca halkımıza bilgilendirme yapılmasının doğru olduğunu düşünüyoruz.

 Manisa ve Ege Denizi’nde meydana gelen depremler hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Önce Manisa, sonrasında Ege Denizi’nde bir deprem meydana geldi. Ege’de İzmir ve Manisa’nın beşik gibi sallandığını gördük. Bazı bilim adamlarımız, abi gibi sevdiğimiz bazı büyüklerimiz 7 şiddetinin altında bir deprem olacağını ifade etmişti. 6,2 elbette şiddetli bir deprem. Çok şükür ki kaybımız söz konusu değil. Türkiye’nin her tarafı deprem riski altında ve biz bunu biliyoruz. O bölgede yaşanan deprem sonrası kafalarda soru işaretleri söz konusu oldu. İstanbul depremi olur mu, depremin devamı gelebilir mi soruları ortaya çıktı. Tesbih taşını düşünün. Taşlar birleştiğinde bir gazın çıkması söz konusu oluyor. Gazın çıkması nasıl bir rahatlık çıkarıyorsa depremin bu şekilde olması da yer kabuğunda bir rahatlamayı söz konusu hale getiriyor. Bilim adamlarımızla yaptığımız temaslar neticesinde büyük bir gazın çıktığı, beklenen depremin olduğu, bunun dışında artçıların olabileceği ki bu depremler oldu, binlerce ufak depremlerle de gazın çıktığı söylendi. Halkımızın bilinçli olması noktasında bir konu var. Ege’de meydana gelen deprem sonrasında telefonların beş dakika içerisinde şarjı bitti. Durum nasıl, bir sorun var mı gibi sorularla karşı karşıya kaldık. GESOTİM’i normal zamanda akıllarına getirmeyen kişilerin deprem sonrasında bizi araması, sevindirici bir konu. Deprem denildiğinde akla gelmemiz bizim için bir mutluluk. En azından halkın bilinçlenmesi, toplumun afete karşı hazır olması konusundaki bir ivmenin ortaya çıkmasında halkımızdan ve gençlerimizden beklentimiz çok. Her geçen yıl unutuyoruz ama olunca aklımız başımıza geliyor. Yüce önder Atatürk’ün bir sözünü söylemek istiyorum. “Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınması lazımdır”. İş olduktan sonra ahlamanın vahlamanın anlamı yok. Atatürk, bunu yıllar öncesinden ifade etmiştir. Bir askerimiz orduya katıldıktan sonra 25-30 yıl orduda görev yapar. Bu zaman zarfında savaş olacakmış gibi, vatanını hainlere karşı korumak için mücadele safhasında her zaman mücadele eder, eğitim alır. Bizim de bu konumda önemli görevlerimiz var. Sivil savunma ekipleri sürekli oturuyor. Bir gün bir sallantı oluyor. Deprem anında da iş bize düşüyor. Olası bir afete bizim de hazırlık aşamasında yerel ve teknolojik malzemeleri takip ederek eğitimli olmamızın çok yararı var. Halkımız da eğitim alması önemli. Deprem öldürmez ama bilgisizlik ve binalar öldürüyor. Ege’de meydana gelen depremde birçok dolabın devrildiği bilgisini edindik. Sonuna kadar burada olmaya devam edeceğiz. Depremle yaşamayı mutlaka öğrenmeliyiz. Daha bilinçli bir toplum olmalıyız.

 Ege Depremi sonrasında mobil ve ev telefonu hatlarına bir süre ulaşılamadı. Bu durum ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Bilinçlilik budur. Halkla bir söyleşi yapabilsek, kurumları eğitebilsek her sorun ortadan kalkacak. Ege’de meydana gelen deprem sonrasında iletişim ağları tamamen koptu. Mümkün olduğu kadar telefonları meşgul etmemeliyiz. Kısa ve net konuşmalıyız. Bilinçsizce müdahalemiz oluyor. Bir hastaya müdahale çok önemli. İlk yaralıya nasıl müdahale ediliyorsa depremin ilk dakikalarında da yapılması gereken müdahaleler var. Telefondan mümkün mertebe uzak durulmalı. Gereksiz yere telefon meşgul edilmemeli. Türkiye’nin her tarafına telefon ediliyor. Biraz sakin ve duyarlı olmakta fayda var. Devlet büyüklerinin açıklamaları dikkate alınmalı. Fısıltı gazetesine değer verilmesin.  Erdem ŞENGÜL

 

BENZER HABERLER
X