‘Gölcük’ü ve ülkemi temsil ettiğim için onur duyuyorum’
16 Kasım 2015 12:04

‘Gölcük’ü ve ülkemi temsil ettiğim için onur duyuyorum’

Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından 2015 yılı Top 100 Mühendisleri arasına ismini yazdıran Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay Meslek Yüksekokulu’nun ...

...başarılı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nermin Demirkol ile seramik üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Demirkol, sorularımıza keyifle cevap verdi

Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay Meslek Yüksekokulu’nun başarılı öğretim üyesi, İngiltere Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından 2015 yılı Top 100 Mühendisleri arasına ismini yazdıran Yrd. Doç. Dr. Nermin Demirkol ile seramik ve katılmış olduğu organizasyonlar hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

Erdem Şengül: Bize kendinizden bahseder misiniz?

Nermin Demirkol: 7 Kasım 1979 tarihinde İzmit’te doğdum. 2005 yılında öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladığım Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay Meslek Yüksekokulu’nda, 2013 yılından bu yana Yrd. Doç. Dr. olarak görev yapmaktayım. Seramik mühendisiyim.

EŞ: Eğitim hayatınıza nerde başladınız ve hangi alanlarda eğitim aldınız?

ND: İlk, orta ve lise eğitimimi İzmit’te tamamladım. Lisans eğitimimi Dumlupınar Üniversitesi Seramik Mühendisliği Bölümü’nde, “Kütahya Çinilerinin Özellikleri ve Örnek Bir Pano Uygulaması” konulu bitirme tezi ile tamamladım. Yüksek Lisans eğitimimi, eski adıyla Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, yeni adıyla Gebze Teknik Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nde, “Anortit Bazlı Vitrifiye Seramiklerin Üretimi ve Ham Mukavemet Özellikleri” konusunda tamamladım. Kendimi daha fazla geliştirmek adına yüksek lisansta, suni granit bünyelerin mekanik özellikleri ile de ilgili ikinci bir çalışmaya destek verdim. Doktoramı İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nde Biyoseramikler üzerine yaptım.

EŞ: Üniversitede öğretim elemanı olmaya ne zaman karar verdiniz? Bu süreç nasıl işledi?

ND: Lisans eğitimimi tamamladıktan sonra yüksek lisans eğitimi almaya ve bu süreçte en azından bir yıl herhangi bir işte çalışmadan, sadece alanımda kendimi geliştirmeye karar verdim. Daha ders aşamasındayken kendimi geliştirmek için laboratuar çalışmalarına başladım. Biraz fazla kaptırmıştım galiba. Akşam geç saatlere kadar ve hafta sonları da laboratuarda çalışıyordum. Deneysel olarak geleneksel seramik prosesini, karakterizasyon ve üretim deki bir sürü cihazı kullanmayı, çıkan sonuçlara kafa yormayı, sonuçlara göre çalışmayı şekillendirmeyi, danışman hocam sayesinde öğrenmiştim. Bir gün hocam, bölüm başkanımızın beni çağırdığını söyledi. Odasına gittiğimde defterin arasından bir evrak çıkarttı ve bana gösterdi. Bölüme bir araştırma görevlisi kadrosu geldiğini ve bütün hocaların beni bu kadro için önerdiğini söyledi. Gösterdiği yazı, asistanlık için rektörlük makamına giden yazımdı. Doğruyu söylemek gerekirse aklımda hiç asistan olarak üniversitede kalmak yoktu. Fakat üniversite ortamını, laboratuar çalışmalarını, literatür taraması yapıp bir şeyler araştırmayı sevmiştim. Dolayısıyla çok sevindim. 2002 yılında Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak akademisyenliğe başlamış oldum.

EŞ: Değirmendere’ye gelerek eğitim vermek, planlarınız arasında var mıydı?

ND: 2005 yılında Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalışırken bir arkadaşım aradı ve Kocaeli Üniversitesi’nde Değirmendere’de yeni açılan bir meslek yüksekokulunda cam-seramik programı açılacağını ve öğretim görevlisi olarak seramik mühendisi aradıklarını söyledi. Baştan düşünmüyordum. Birkaç kere aradı. Çok düşündüm. Sonuçta asistanlığa göre daha avantajlıydı. Bir yönden de “Hem ders verip hem araştırma yapabilmek için yeterince vakit bulabilecek miyim?” gibi sorular, kafamda vardı. Sonuçta sınav günü mülakata girdim ve öğretim görevlisi olarak Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay MYO’da eğitim vermeye başladım.

EŞ: Değirmendere Ali Özbay MYO’da ilk olarak ne zaman ve hangi bölümde göreve başladınız?

ND: 2005 yılında Teknik Programlar Bölümü Cam-Seramik Programı’nda öğretim görevlisi olarak göreve başladım.

EŞ: Ali Özbay MYO’nun Değirmendere, Gölcük ve ilimize ne gibi katkıları oldu?

ND: Bir sanat beldesi olan Değirmendere’de, sanat ağırlıklı bir meslek yüksek okulunun olması, büyük bir avantaj. Değirmendere Ali Özbay MYO, düzenlediği etkinlikleri, öğrencilerin yanında halka açık olarak da gerçekleştiriyor. Dolayısıyla Değirmendere, Gölcük ve Kocaeli halkına, sanatsal etkinliklere ulaşma imkânı sunuyor. İlimizde son zamanlarda, sanat atölyeleri ve halk eğitim merkezlerinde verilen seramik, çini vb. kursların sayıları artmaktadır. Okulumuz, ilimizde buralara da eleman yetiştirmektedir. İlimize bu yıl beşincisini tamamladığımız bir uluslararası seramik sempozyumu kazandırmış durumdadır. Değirmendere ve Gölcük ekonomisine, öğrenciler sayesinde az da olsa hareketlilik sağlamıştır. Yıllara göre öğrenci istatistiklerimize baktığımızda, bu yıl en çok öğrenciyi almış durumdayız.

EŞ: Ali Özbay MYO’nun adının duyurulmasında etkin rol oynadığınızı biliyoruz. Biraz bunlardan bahseder misiniz?

ND: Bir okulun adının duyurulmasında üç önemli etken vardır. Birincisi verilen derslerin kalitesi ve öğretim elemanlarının kalitesidir. Öğrenciye biraz zor gelse de öğrencimize, mezun olduğunda gerekli olacak teknolojik bilgiyi ve teknik dili vermeye çalışıyorum. Okulumuza sırf verilen dersler kaliteli olduğundan dolayı yatay geçişle gelen öğrenciler var. Okulun adının duyurulmasında önemli ikinci faktör ise okulumuzda düzenlenen etkinliklerin nitelikli olmasıdır. Etkinlik komisyon başkanı olarak öğrencilerimize, sanatseverlere ve Kocaeli halkına faydalı olacak son derece kaliteli etkinlikleri düzenlemeye çalışıyoruz. Uluslararası Gölcük Seramik Sempozyumu, Değirmendere Su altı Topluluğu DESSAT ile ortaklaşa yaptığımız Batıkşehir Sualtı Cam-Seramik Sergisi, okulumuza seminer vermek için davet ettiğimiz alanında uzman sanatçı ve bilim insanları, yaptığımız teknik geziler, okul olarak katıldığımız fuarlar, açtığımız öğrenci sergileri okulumuzun adının duyurulmasında önemli rol oynamıştır. Üçüncü faktör ise öğretim elemanlarının katıldıkları ulusal ve uluslararası sempozyum, kongre ve çalıştaylardır. Yanılmıyorsam 20 civarı ülkede hem geleneksel hem de ileri teknoloji seramiklerinden olan biyoseramikler konusunda sunum yaptım. Her gittiğim yerde Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay MYO’yu en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım. 2014 yılında İngiltere’de bulunan “Marquis Who’s Who” Yayın kurulu tarafından dünya başarılı bilim insanları arasında yer aldım. Biyografime online olarak da ulaşılabilmektedir. Bu yıl ise ülkem, Kocaeli Üniversitesi, okulum, Kocaeli ve Gölcük adına onur duymamı sağlayan gelişme ise İngiltere Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından dünyadaki TOP 100 Mühendis arasına seçilmem oldu. Sonuç olarak, bunların hepsinde Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay MYO’nun adı geçmektedir. Bu bağlamda, okulun adının duyurulmasına ciddi anlamda katkı sağladığımı düşünmekteyim.

EŞ: Biraz da seramikten bahsedelim. Seramik nedir? Seramiğin yapım aşamasından söz eder misiniz?

ND: Seramikleri geleneksel seramikler ve ileri teknoloji seramikler olarak iki sınıfa ayırıyoruz. Günlük hayatta ve sanatsal seramiklerde kullanılan geleneksel seramiğin tanımlamasını yapacak olursam kil, kuvars ve feldispat esaslı massenin (çamur) şekillendirildikten sonra sinterlenmesi (pişirilmesi) ile oluşan inorganik ürünlerdir. Geleneksel seramik üretiminde değişik teknikler var. Tek bir üretim yönteminden bahsedemeyiz. Öncelikle slip (asıltı) döküm tekniği ile seramik üretiminden bahsedeyim. Öncelikle üretmek istediğimiz seramik ürüne uygun olan reçetemize göre hammaddeler tartılır, bilyalı değirmende su ve bilya kullanarak seramik massemiz hazırlanır. Etüvde kurutulur ve toz yoğunluğunu belirlediğimiz seramik tozu ile belirli katı içeriklerinde slip hazırlanır. Bir yandan da üretmek istediğimiz seramiğin şekline uygun olan alçı kalıplar hazırlanır. Hazırlanan kalıplar içerisine slip dökülür ve alçı kalıbın kılcal emiş gücünden dolayı slip içerisindeki su emilir. Eğer üretmek istediğimiz seramik içi boş olacak bir tarzda ise belirli bir et kalınlığı oluştuktan fazla slip boşaltılır. Eğer içi boş değilse kalıp tamamen dolana kadar sürekli slip beslenir. Kurumaya başladıktan sonra gözle kalıp içerisinde çekilmeleri görmeye başlayacağımızdan dolayı numuneyi rahat bir şekilde kalıptan çıkarırız. Kuruduktan sonra fırında sinterleriz. Biz buna teknik olarak bisküvi pişirimi diyoruz. Daha sonra sırlama işlemini gerçekleştiririz (Sır: Seramiğin üzerindeki camsı tabaka). Tekrar sır pişirimini yaparız. Genellikle seramikler için bisküvi pişirimi 900-930°C arasında, sır pişirimi ise 1040-1080°C arasında yapılmaktadır. Eğer el ile şekillendirme yapacaksak şamotlu (Şamot: Bir kilin plastikliğini giderinceye kadar sinterlenip öğütülmesi ile elde edilen malzeme) veya kırmızı çamur kullanıyoruz. Öncelikle çamuru içinde hava kalmayana kadar iyice yoğurup el ile şekillendiriyoruz. Tabi bunda da bir sürü yöntem var(sucuk yöntemi vs.). Tornada şekillendirme yapacaksak genellikle kırmızı çamur veya kil kullanılır. Çömlekçi tornası yardımıyla ürün şekillendirilir. Presle şekillendirme yapacaksak öncelikle seramik çamurumuz %5 nem içerecek şekilde granül haline getirilir. Bu sefer metal kalıplarda standartlara uygun olarak şekillendirilir. Sonuç olarak farklı yöntemlerle şekillendirilen ürünler kurutulur, bisküvi pişirimi yapılır. Sırlanır, sır pişirimi gerçekleştirilir. İsteğe bağlı olarak ürünlere dekorlama ve dekor pişirimi de yapılabilir. En son aşama olarak ürünler kalite kontrolden geçirilir. Tabi özellikle sanatsal çalışmalar için çeşitli ilkel pişirim teknikleri de var. İleri teknoloji seramiklerinin ise kullanılan hammaddeden üretimine kadar birçok farklı çeşidi var. Onlara da girersek herhalde bu röportaj hiç bitmez.

EŞ: Seramik, çoğumuz için bir vazodan ibaretken sizde farklı anlamlar taşıyor. Bundan bahseder misiniz?

ND: Seramik denildiğinde gerçekten herkesin aklına öncelikle tabak, çanak, vazo, karo geliyor. Oysa geleneksel seramiklerin kullanım alanlarına göre seramikleri sınıflandırıp bu sınıfa örnek olarak zımpara taşları, zımpara kâğıtları, seramik bilyalar, tuğla-kiremit, kanalizasyon boruları, beton, çimento, cam şişeler, porselen, vitrifiye seramik ürünler, ateş tuğlaları, potalar, çini, emaye, mutfak gereçleri vb. ürünleri verebiliriz. Doğal olmayan yani sentetik hammaddelerden üretilen ileri teknoloji seramiklerinin kullanım alanlarına örnek olarak türbin parçaları, motor mıknatısları, ısıya dirençli kaplamalar, refrakterler, cam-seramikler, fiber optikler, diş ve ortopedik protezler verilebilir. Sonuç olarak seramik her yerde. Ve kesinlikle popülaritesi gün geçtikçe artan bir malzeme.

EŞ: Değirmendere’de geçtiğimiz aylarda Uluslararası Seramik Sempozyumu gerçekleştirildi. Bu sempozyumun başından sonuna kadar hikâyesinden söz edebilir misiniz?

ND: Uluslararası Gölcük Seramik Sempozyumu, Gölcük Vizyon 2023 kapsamında Kocaeli Üniversitesi Değirmendere Ali Özbay MYO, Gölcük Belediyesi ve Gölcük Kent Konseyi işbirliğinde, 2011 yılından itibaren mayıs ayı içerisinde yapılmaktadır. İlk sempozyumun proje yürütücülüğünü, okulumuz kurucu müdürü ve KOÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölüm Başkanı olan Heykeltıraş Yrd. Doç. Dr. Nevzat Atalay yapmıştır. Bu yıl beşincisini düzenlediğimiz bu sempozyumun son iki yıldır proje yürütücülüğünü ben yapmaktayım. Sempozyumun ana hedefi, seramik sanatçılarının kişisel teknik ve yorumlarını sempozyum süresince üretecekleri eserler ile aktarmalarını sağlamak ve Kocaeli Üniversitesi ile çevresine sanatsal ve bilimsel katkı sunmaktır. 4’ü yabancı, 6’sı yerli olmak üzere toplam 10 sanatçı, sempozyum süresince sempozyum koleksiyonuna bağışlamak üzere eser üretmektedir. Sempozyum süresince sanatseverler, öğrencilerimiz ve halk için sempozyum onursal sanatçıları ve katılımcı sanatçılar tarafından da çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ulusal ve uluslar arası platformda bu sempozyum çok güzel bir yer edinmiştir. Türk Seramik Derneği Dergisi, 2 yıldır bu sempozyuma yer vermektedir. Şu an İspanya’da bir dergide de sempozyum ve içerdiği etkinliklerle ilgili bir yazı basım aşamasındadır.

EŞ: Katılmış olduğunuz diğer seramik sempozyumlarında ne tür görevler aldınız? Konuşmacı olarak katıldığınız sempozyumlardan konuşabilir miyiz?

ND: Bugüne kadar özellikle büyük bir çoğunluğu uluslararası olan pek çok sempozyuma katıldım. Düzenleme kurulu, danışma kurulu ve bilim kurulu üyeliklerinde bulunmamın yanı sıra katılımcı konuşmacı, davetli konuşmacı olarak sunum yapıp oturum başkanlığı görevlerinde bulundum. Hem geleneksel seramiklerin üretimi ve karakterizasyonu hem de biyoseramiklerin üretimi ve karakterizasyonu konularıyla ilgili çalışmalarımı sundum. İlk sempozyum deneyimim, 2003 yılında yüksek lisans esnasında İstanbul’da düzenlenen 8.Uluslararası Avrupa Seramik Topluluğu Konferansı idi. İlk yurt dışı sempozyum tecrübem ise 2004 yılında Belçika ile oldu. Yurt dışı sempozyumlara poster sunum ile başlamıştım. Şu an ise davetli konuşmacı olarak davet almamın yanında, yurt dışı sempozyum kurullarında da yer almaktayım. Amerika, Japonya, Çin, Fransa, İspanya, Yunanistan, Makedonya, Romanya,  İsveç, Almanya, İngiltere gibi ülkelerin de arasında bulunduğu 20 civarı ülkede sempozyum ve toplantılara katıldım. Ülkemi, üniversitemi, Kocaeli’yi ve Gölcük’ü yurtdışında temsil etmekten onur duyuyorum.

EŞ: Dünya ülkelerine akademik anlamda seyahatler gerçekleştiriyorsunuz. Bu seyahatlerin size ne gibi faydası oluyor?

ND: Her bir seyahat, en başta vizyonunuzu geliştirmenize katkı sağlıyor. İnanın her seyahatten yeni işbirlikleri veya fikir alışverişi yapabileceğiniz akademisyenler ile tanışıp dönüyorsunuz. Oralarda sunum yapmanın ve dinlemenin yanı sıra oradaki üniversiteleri, müzeleri, sergi salonlarını, tarihi yerleri dolaşma fırsatı buluyorsunuz. Kendi ülkemizdeki eksikler veya ülkemizin artı yönlerini değerlendirme fırsatı buluyorsunuz. Bu seyahatler, akademik ve kültürel anlamda donanımınızın artmasına ciddi katkı sağlamaktadır. Mesela 2011 yılında bir Avrupa projesi kapsamında seramik malzeme uzmanı olarak İtalya’ya gitmiştim. Bu esnada bir üniversitenin karakterizasyon laboratuarlarını inceleyip ülkemizle, üniversitemizle kıyaslama fırsatı bulmuştum. “Nelerde öndeyiz, ne eksiklerimiz var, nasıl işbirliği yapabiliriz?” gibi soruları kendinize soruyorsunuz.

EŞ: En beğendiğiniz ülke neresi ve bu ülkenin hayranlık duyduğunuz noktaları nelerdir?

ND: En beğendiğim ülke sorunuzu iki yönden değerlendirip iki cevap vermek istiyorum. Yaşanabilirlik, kolay adapte olma ve ulaşım yönünden Belçika. Belki ilk gittiğim yer olmasından dolayı, bilmiyorum ama hiç unutmadığım ve sanki uzun süredir yaşıyor gibi hissettiğim bir yerdi. Teknoloji, müzeler, disiplin, Japon bahçe sanatı, Japon seramikleri, yardımseverlik ve çalışkanlık yönünden Japonya, hayran olduğum bir yerdir. Sushi ve noodle da Japonya’da denenmesi gereken güzel tatlardan.

EŞ: Bir sonraki seyahatinizde nereye ve hangi amaçla gideceksiniz?

ND: Bir sonraki yurt içi seyahatim, kasım ayı sonunda Afyon’a gerçekleşecek. 9.Uluslararası Seramik Sempozyumu’nda bir sunum gerçekleştireceğim. Sempozyumun hem sanat hem de bilim ayağının olmasını avantaj olarak görüyorum. Seramik sanatçıları ve seramik alanındaki bilim insanları ile görüşme, fikir alışverişi yapma fırsatı bulacağım. Yurt dışı seyahatim ise 2016 Mart ayında, Amerika’ya olacak. Orada da bir malzeme sempozyumuna katılacağım.

EŞ: Ülkemizde seramik ve çiniye gereken önem veriliyor mu? Bu konuda neler yapılabilir?

ND: Tam anlamıyla veriliyor diyemeyeceğim. Çünkü özellikle çini için konuşursak yakın zamanda öğrencilerimiz ile İznik’e bir teknik gezi düzenledik. Birçok atölyenin orijinal İznik çinisinden saptığını gözlemledik. AR-GE çalışmalarının arttırılması ve orijinal İznik çinisine yakın bünyelerin üretilmesi gerekmektedir. İznik’te bir Çini AR-GE Merkezi kurulma çalışmaları gündemde. Böyle bir merkezin, doğru bir ekibin bir araya toplanması ile İznik’e ve İznik çinisine büyük katkı sağlayacağını düşünmekteyim. İznik’te düzenlenen “UNESCO Dünya Mirası Olma Yolunda İznik” isimli uluslararası sempozyum da İznik çinisine verilmesi gereken değer için büyük önem arz etmektedir. Yine Kütahya Çinisi için de benzer önerilerde bulunabilirim. Seramik sektöründe de AR-GE’ye yapılan yatırımların arttırılması gerekmektedir. Ülkemizde bulunan seramik firmalarının, özellikle yurt dışında da fuarlara katılmaları hem ülkemizdeki firmaların tanınması hem de uluslararası platformdaki firmaların ve seramik teknolojisinin takip edilmesi açısından oldukça önemlidir. 

EŞ: Akademik anlamda hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?

ND: Hem geleneksel seramikler ve seramik sırları hem de biyoseramikler alanında çalışmalarıma hem yurt içi hem de yurt dışı işbirlikleri ile devam etmekteyim. Çalışmalarımız oldukça iyi gidiyor. Bilim ve teknolojiye, sanatta bilimin kullanılmasına, ülkemde yapılan AR-GE çalışmalarına destek olmak, ülkemi, üniversitemi ve Gölcük’ü en iyi şekilde temsil etmek, hedeflerim arasında. Akademik anlamda gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Şu an yaptığımız projelerin yanında doçentlik çalışmalarımı hızlandırdım. Disiplinler arası, üniversiteler arası hatta ülkeler arası yaptığım araştırmaları arttırmak, hedeflerim arasındadır. Seramiği, laboratuarı, araştırmayı, üretmeyi, üniversitemi, Değirmendere Ali Özbay MYO’yu çok seviyorum. İnşallah okulumda profesör olduğum günleri de görürüm. Bu keyifli röportaj için Gölcük Postası ve size gönülden teşekkürlerimi sunarım.

EŞ: Değirmendere gibi küçük bir yerde sizin gibi başarılı bir mühendis, akademisyen, bilim insanını görmek bizim için son derece önemli. Başarılarınızın devamını yürekten diliyoruz hocam.

ND: Çok teşekkürler.

BENZER HABERLER
X