‘Cumhuriyetimiz, sabah  güneşinden mahrum kaldı’
18 Nisan 2018 16:49

‘Cumhuriyetimiz, sabah güneşinden mahrum kaldı’

‘Cumhuriyetimiz, sabah güneşinden mahrum kaldı’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Yönetimi önceki akşam parti binasında, Köy Enstitüleri’nin 78. Kuruluş Yıldönümü’nü kutladı. Gerçekleştirilen etkinlikte konuşan 90 yaşındaki köy enstitüsü mezunu öğretmen Hüseyin Avni Gülener, “Cumhuriyetimiz, sabah güneşinden mahrum kaldı” dedi

 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İlçe Yönetimi, geçtiğimiz akşam parti binasında Köy Enstitüleri’nin 78. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla bir kutlama programı düzenledi. Programa CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri ve yönetimi, CHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Türkan Çimen ve yönetimi, CHP Belediye Meclis üyeleri, köy enstitüsü mezunu emekli öğretmen Hüseyin Avni Gülener, emekli öğretmen Turan Kayıkçı ve partililer katılım gösterdi.

 ‘MİLLİ VE YERLİ KALKINMANIN GERÇEK MANADA ÖNCÜSÜ OLMUŞLAR’

Gerçekleştirilen programda ilk konuşmayı CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri yaptı. Başkan İşeri, “Gerçekten o dönemlerle ilgili olarak babamın anlattıklarından esinlenerek bazı düşünceler edinmiştim. İkinci Dünya Savaşı sonrası insanlar açlık ve sefalet içerisinde. O dönemde köylerde yaşayan insanların okuma yazma oranı düşük. Sadece vergi veren, askerlik yapanlarda okuma yazma bilgisi var. Bazı devrimler yapılmış ancak bilim ve çağdaşlaşma anlamında bir şeylerin yapılması gerekiyordu. İsmet İnönü döneminde köy enstitüleri yasası meclisten geçiyor. O günkü oturuma Demokrat Parti’nin kurucuları katılmıyor. Köy enstitüleri, o dönemin şartlarında, eğitim ve çağdaşlaşma alanında en önemli çalışmalardan biri oluyor. O dönemin koşullarında oradan mezun olan bir öğretmen, o köyün her şeyi oluyordu. Milli ve yerli kalkınmanın gerçek manada öncüsü olmuşlar. O dönemin koşullarında kız erkek ayrımı dahi yokmuş. 1940’lı yılların sonlarında ABD ülkemize geliyor ve bu okulları kapattırıyor. Üreten, sorgulayan, paylaşan bir topluma eğitim konusunda bir darbe vuruluyor. Eğitim alanındaki çalışmalar devam ediyor olsaydı bambaşka bir ülke olacaktık. Herkese saygılar sunuyorum” dedi.

 ‘40 BİN KÖYÜN 35 BİNİ ÖĞRETMENSİZDİ’

Emekli öğretmen Turan Kayıkçı, yapmış olduğu konuşmada “Cumhuriyet aydınlanmasının omurgası eğitim devrimidir. Eğitim devriminin üç ayağından, ilki 3 Mart 1924’te gerçekleştirilen Öğretim Birliği Yasası, ikincisi 1 Kasım 1928’de yapılan harf devrimidir. Cumhuriyet aydınlanmasının hayata geçmesi için bunlar, olmazsa olmaz koşullardandı. Ancak aydınlanmanın kalıcılığı, devrimlerin benimsenmesi ve aydınlanma dalgasının ülkenin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmesiyle mümkündü. Bu da nüfusun yüzde seksenini oluşturan köylünün eğitilmesini gerektirmekteydi. Ülke genelinde yüzde 6-7 civarında olan okuryazarlık oranı, köylerde çok daha düşüktü. Harf devrimine rağmen okuryazarlığın düşünülen hızda yayılmamasında en büyük etken, öğretmen sorunuydu. 1930’lu yılların ortalarında, 40 bin köyün 35 bini öğretmensizdi. Öğretmen okulları yılda 300-350 kadar mezun verebiliyordu. Basit bir hesaba göre, sorunun çözümü için on yıllarca beklemek gerekiyordu. Çözüm, cumhuriyetin kurucusu ve çağdaşlaşma önderi Mustafa Kemal Atatürk’ten geldi. Çözümün ilk adımı, okuma yazma bilip askerliğini çavuş olarak yapanların 1937 yılında açılan Köy Eğitmen Kursları’na alınıp eğitilmesi uygulamasıydı. Böylece eğitim devriminin üçüncü ayağının temeli atılmıştı. Büyük önderin ömrü projeyi tamamlamaya yetmedi. Bayrağı devralanlar projeye sahip çıktılar. Türk devriminin gerçekleşmesinde Mustafa Kemal'in hep yanı başında olan İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, projenin sahipleri Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’a destek oldu. 17 Nisan 1940’ta çıkarılan yasa ile dünyanın en özgün eğitim atılımı, köy enstitülerinin eğitimi uygulamaya geçirildi. Devrimci düşüncenin adamı köy enstitülerinden yetiştirilecekti. Laik, ulusal, uygulamalı ve karma eğitim verilen bu kurumlarda, özgüveni yüksek, eleştirel - düşünebilen, sorun çözebilen ve Cumhuriyet için fedakâr olabilen gençlerin yetiştirilmesi, ana hedefler arasındaydı. Köy enstitüleri, kalitesini arttırarak 14 yıl boyunca başarı ile devam ettirdi” dedi.

‘ARAÇ VE GERECE EL KONULDU’

Sözlerini sürdüren emekli öğretmen Kayıkçı, “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği’nin Türkiye'deki boğazlar ve Kars bölgesinde hak iddia etmesinden dolayı batılılaşma hedeflerinin de etkisiyle Türkiye Hükümeti, ABD ile müttefik olma yolunu seçti. 1946 yılında ABD Başkanı Harry Truman, Türkiye’den çok partili sisteme geçilmesini ve Sovyet sistemine benzeyen köy enstitülerinin kapatılmasını istedi. Nitekim 1946 seçimlerinden sonra, Recep Peker Başbakanlığında kurulan yeni hükümet, köy enstitülerinin mimarları Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’u görevden alarak Milli Eğitim Bakanlığı’na ABD ve toprak ağalarının yanlısı Şemsettin Sirer’i getirdi. ABD, 22 Mayıs 1947 günü Türkiye’ye 100 milyon dolar ve çok sayıda askeri malzeme yardımı yapmıştır. Köy enstitülerine öğretmen yetiştiren Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü 1947 yılında kapatıldı. 21 köy enstitünde okuyan kız öğrencileri iki enstitüye dağıtıldı. Bununla birlikte köy enstitüsünde bulunan yabancı klasikler, toplatılarak yakıldı. Enstitülerde görev yapan öğretmen kadroların tamamı sürgün edilerek ellerinde bulunan araç ve gerece el konuldu” dedi.

 ‘BUNU İÇİMİZE SİNDİREMEDİK’

Kayıkçı, “Köy enstitülerinin kapatılmasına en ilginç yanıt, dönemin Milletvekili Kinyas Kartal’dan gelmişti. Aynı zamanda toprak ağası olan Kinyas Kartal, yıllar sonra, köy enstitülerinin neden kapatıldığına ilişkin soruya şöyle cevap vermişti: Köy enstitüleri kesinlikle komünist bir uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Köy enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik ve kapattık. Köy enstitüleri kapatılınca devrimci düşüncenin adamını yetiştiren kaynak kurutuldu. Bundan dolayı Türk aydınlanmasının, yurdun tüm kılcal damarlarına yayılması engellenmiş oldu. 1954 yılında çıkarılan kanunla köy enstitüleri kaldırıldı ve yerlerine ilköğretmen okulları açıldı. İlköğretmen okulları da 1976 yılında kapatıldı ve öğretmen liselerine dönüştürüldü. 2016 yılında da öğretmen liseleri kapatıldı ve Anadolu liselerine dönüştürüldü” dedi.

 ‘KALKINMANIN BİRİNCİ BASAMAĞI KÖY ENSTİTÜLERİYDİ’

Köy enstitülerinden mezun olan emekli öğretmen Hüseyin Avni Gülener, yaptığı konuşmada “Ben köy enstitülerinde yaşamış bir insanım. Bahçecik’te doğdum. İlkokulu orada bitirdim. Sonra köy enstitülerine rahmetli abimin teşvikiyle gittim. Sonrasında köy enstitülerini yaşamaya başladım. Köy enstitüleri, gerçekten Atatürk’ün kurduğu hükümetin köyleri aydınlatmak için yaptığı önemli bir çalışmaydı. Köylerde okuma imkanı bulamayan çocukların, köy enstitülerine taşınmak suretiyle oradan mezun olup kendi köylerine tayinleri yapılıyordu. Köyün tarım çalışmalarında önderlik yapmak, onlara ışık tutmak, onlara katkı sağlamak, öğretmenlerin yaptıkları arasındaydı. Köy enstitülerinde amaç, kız ve erkek öğrencilerin köylüye öğretmen olarak gitmesi ve kız öğrencileri okumaya teşvik etmekti. Bu açıdan bayan öğretmeni oraya daha çok almalarının nedeni buydu. Köy çocuğunun köy enstitülerine öğrenci olarak alınması, şehirde yaşayan çocukların da bu okullara katılması ile öğrenci kadrosu tamamlandı. Ben çok mutluydum ve halen de meslek hayatımın başından sonuna kadar öğretmen olmaktan çok mutluyum. Kalkınmanın birinci basamağı köy enstitüleriydi. Köy enstitülerinde kendi yağıyla kavrulan bir sistem vardı. Her ihtiyaç köyde insanlar tarafından yetiştiriliyor ve öğrencilerin ihtiyaçları bu şekilde karşılanıyordu. Köy enstitülerinden 1947 yılına kadar 17 bin 346 öğretmen mezun oldu. 8 bin 765 eğitmen yetiştirildi. Köylere 1599 sağlık memuru yetiştirildi ve köylerin sağlık sorunları da böyle çözüldü. 1944 yılına kadar 875 tane yeni ilkokul, köylerde yaptırıldı. 851 okul da böylelikle onarıldı. İşlenen toprak 15 bin dönüm olurken 9 bin adet hayvan da beslenmiş oldu. Bu okulların kapatılması ile cumhuriyetimiz, sabah güneşinden mahrum kaldı” dedi. Konuşmaların sonunda CHP İlçe Başkanı İsmet İşeri, Hüseyin Avni Gülener’e çiçek takdim etti.  Erdem ŞENGÜL

BENZER HABERLER
X