‘Ben 1 Mart’ta yeniden doğdum’
“Üsküdar” faciasından sağ olarak kurtulan ve gazetemizi evinde ağırlayan Ayla Suluöz facianın ardından geçen 55 yılın, acılarını dindirmediğini söyledi
Türk denizcilik tarihine “Üsküdar” faciası olarak geçen ve çoğunluğunun öğrenci olduğu bilinen kişilerin hayatını kaybettiği, Körfez’de meydana gelen faciadan sağ çıkan Ayla Suluöz facianın ardından geçen 55 yılın, acılarını dindirmediğini söyledi. Gölcük Postası Gazetesi’ni evinde ağırlayan ve yaşadıklarını paylaşan Suluöz “ Herkes doğduğu günü bilmez ama ben 1 Mart faciasından sonra yeniden doğdum” dedi.
GÖLCÜK’ÜN GENÇ NÜFUSUNU KAYBETTİK
Gazetemize açıklamalarda bulunan Ayla Suluöz 55 yıl öncesine dönerek duygularını paylaştı. Kendisinin o dönemde 16 yaşında olduğunu söyleyen Suluöz “Gölcük’te o zamanlar lise yoktu. Bizde İzmit’e gidiyorduk. Ben lise 2. sınıf öğrencisiydim. Tekerlek kırılınca yol gösteren çok olur. Ancak 55 yıl önce Gölcük nasılsa, hala öyle olduğunu düşünüyorum. O zaman Gölcük’ün nüfusu çok azdı. Biz bu faciada Gölcük’ün genç nüfusunu kaybettik” dedi.
‘İHMALKÂRLIK VARDI’
Suluöz konuşmasının devamında vapurun batma nedenin ihmalkârlık olduğunu söyledi. Suluöz “Üsküdar vapuru bize Almanlardan gelen bir vapurmuş. Benim babam denizaltıcıydı. Ondan öğrendiğim bilgilerle, bu vapur yazlık vapurmuş. Üzeri sonradan örtülmüş. Ayrıca bu vapur bize geldiğinde zaten miladını doldurmuştu” dedi.
ANILARINI PAYLAŞTI
Suluöz birçok arkadaşının vapuru kaçırdığı için faciadan kurtulduğunu belirterek bir anısını paylaştı. Suluöz “ Eski Belediye Başkanı Şaban Aktürkoğlu okul arkadaşımdı. Benden bir üst sınıftaydı. O gün ödevini yapmadığı için babası onu dükkana yollamış. Böylelikle o gün okula gelmeyerek faciadan kıl payı kurtuldu. Bunu çok sonra karşı karşıya geldiğimizde kendisi söyleyince gülmüştüm” dedi.
‘EĞİTİMİMİ YARIDA BIRAKMAK ZORUNDA KALDIM’
Facianın ardından çok kısa bir süre daha okula devam ettiğini, ancak sonra eğitimi yarıda bıraktığını belirten Suluöz “Faciada en samimi olduğum arkadaşım Günay başta olmak üzere birçok arkadaşımı kaybettim. Hepsi gözlerimin önünde can verdi. Bu olay bende çok büyük izler bıraktı. Faciadan sonra kısa bir süre okula devam ettim. Ancak bir süre sonra eğitimimi yarıda kesmek zorunda kaldım. Bu benim içime ukde oldu. Facia nedeni ile okuyamadım. Okusaydım belki bir meslek sahibi olurdum” dedi.
‘GEMİYİ BİZ BATIRDIK’
Faciada vapurun kaptanlığını yapan Mehmet Aşçı hakkında vapuru terk etti iddiaları üzerine Aşçı’nın mezarı birkaç kez açılmıştı. Faciada kaptanın hiçbir suçu olmadığını belirten Suluöz “Vapuru biz batırdık” diyerek yeni iddialar ortaya attı. Suluöz “Fırtına çıktığı andan itibaren kaptan kontrolünü kaybetmedi. Kaptan köşküne en yakın olanlardandım. Bunu gözlerimle gördüm. Vapur su almaya başladığında vapurdaki insanlar kaptan köşküne kaçtı. Kaptana müdahale ettiler. Kaptan ne zaman onların ısrarı ile vapurun burnunun Derinceye çevirdi, işte biz o anda suya düştük. Normalde 200 kapasiteli vapura o gün 400 kişi binmişti. Gemiyi insanlar olarak biz batırdık. O günlerde bizim de ekonomik durumumuz sıkıntılı olduğu için vapura binmek zorunda kalıyorduk. Tehlikeyi göre göre biniyorduk” dedi.
‘YARDIM ÇIĞLIKLARI HALA KULAĞIMDA’
Faciadan kısa bir süre önce faciada yaşananları rüyasında gördüğünü belirten Suluöz “Ben bu faciayı herkesten önce rüyamda gördüm. Rüyamda vapur batıyordu. Ben kurtuluyordum, ancak arkadaşım kurtulamıyordu. Bunu ertesi gün okulda arkadaşıma anlattım. O da bana gece üstümün açık kaldığı için böyle bir rüya gördüğümü söylemişti. Fakat bu rüyadan sonra bu facia oldu. Arkadaşım Günay bu faciada kurtulamadı. Ben o güne kadar vapura her bindiğimde can yeleklerine bakıp bunların ne işe yaradığını düşünürdüm. Nasıl giyildiğini bile bilmiyordum. Facia günü vapur su alamaya başladığında hemen Günay bana can yeleği getir diye bağırdı. Ben can yeleklerini alıp ona verdim. Bir tanesini de kendim giydim. Ama ona verdiğim yeleğin ipi kopmuştu. Benden başka bir yelek istedi, ama ben başka yelek bulamadığım için ona idare etmesi gerektiğini söyledim. Sonra Günay’ı gözümden kaçırdım. 3 buçuk saat denizin içinde kaldım. Fırtına o kadar yoğundu ki 3 saat bize yardım edemediler. O olaydan sonra bir süre vapura binemedim. Şimdi her bindiğimde aklıma geliyor. Günay’ın ve diğer kişilerin yardım çığlıkları hala kulağımda” dedi.