‘Ağız kokusu sosyal yaşamı etkiliyor’
27 Ocak 2019 10:17

‘Ağız kokusu sosyal yaşamı etkiliyor’

Dt. Filiz Kolbakır, “Ağız kokusu hastalarda yüzde 90 oranında ağız kaynaklıdır” dedi

Dt. Filiz Kolbakır, ağız kokusu konusunda bilgi verdi. Dt. Filiz Kolbakır, “Ağız kokusu hastalarda yüzde 90 oranında ağız kaynaklıdır. Ağız kokusu sebebi çoğunlukla oral kavite nedenlidir. Ağızdan kaynaklanan kötü kokunun esas kaynağı volatil sülfür bileşikleridir. Dişeti cebinde ve dil arkasında bu bileşikleri üreten pek çok bakteri vardır. Ağızdan çıkan kötü kokunun hepsinin nedeni bakteriler değildir. Sadece sabahları uyanıldığında duyulan ağız kokusu; her bireyde mutlaka az veya çok miktarda bulunur. Uyku sırasında tükürük akışı azalır ve kötü kokunun çıkmasından sorumlu ağızdaki bakterilerin üremesi artar. Tedavi edilmez ve gereksizdir, çünkü tedavi edilse bile tekrar ortaya çıkacaktır. Sebebi dil sırtından gelen hastalık, patolojik durum ve veya ağız dokularının fonksiyon bozukluğudur” dedi.

 ‘BAZI DURUMLARDA AKCİĞERDEN GELİYOR’ 

Bazı durumlarda ağız kokusunun akciğerden geldiğini belirten Dt. Filiz Kolbakır, “Bu ağız kokusu değildir, nefes kokusudur. İki şekilde meydana gelir. Birincisi akciğer parankiminde veya alt solunum yolunda bir infeksiyon (pnömoni, plörit, adenit, bronşit vs...) bulunuyor ise buradan açığa çıkan çirkin kokulu gazlar doğrudan ekspirasyon havasına karışır. İkinci yolu ise kimyası değişen kan gazlarının ekspirasyon havasında aromatik bileşiklere dönüşmesidir. Bunun en canlı örneği şeker veya gut hastalarında, diyaliz hastalarında, narkozdan çıktıktan hemen sonra, gebelikte görülen ağız kokusudur. Bu tip nefes kokusu hastaları ağız kokusu tedavisine asla cevap vermez, ağız içinde ne yapılırsa yapılsın hiçbir iyileşme göstermez. Çünkü ne koku kaynağı, ne de sebebi ağızdadır. Bunun teşhisi de ve hasta yönlendirilmesi de ağızda kokuya neden olabilecek faktörler uzaklaştırılırken uzman konsültasyonu doğrultusunda özenle yapılabilmelidir. Bazı durumlarda da bireyler ağzının koktuğunu zannederler. Aslında ağızda ölçülebilir hiç bir patolojik koku bulunmaz. Sistemik hastalıklar sonucunda da ağız kokusu oluşur. Bu durumun en iyi bilinen örneği diyabettir. Bu hastalarda ağızdan aseton, tatlı, meyve kokusu gibi kokular duyulur. Ciddi karaciğer yetmezliğinde nefeste amonyak kokusu duyulur. Gastrointestinal bozukluklarda da nefes kokusu kötüdür. Yaşlanma, çok sigara içimi, tükürük bezi aplazisi, kadında menopoz, yüksek ateş, dehidratasyonlu sistemik ve metabolik rahatsızlıklar, aşırı baharat kullanımı ağız kuruluğuna neden olur ve bu yüzden de ağız kokusu oluşur. Tedaviye başlamadan önce kokunun kaynağının bulunması gerekir.

 AĞIZ VE DİŞ HASTALIKLARI

Ağız kokusunun en sık kaynağı ağız ve diş hastalıklarıdır. Ağız kokusunun tedavisinde etkili metot ağız temizliği ve temel diş-dişeti bakımın yapılmasıdır. Diş fırçalamasının yapılmasının yanı sıra dilin fırçalanması ağız kokusunu azaltmada etkilidir. Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara sebep olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yapılmalıdır. Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgısını artırarak ağız temizliğine yardımcı olur. Ağız kuruluğuna mani olmak için kısa aralıklarla sık sık su içilmelidir. Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısının artırılmasına da yardımcı olur” diye konuştu.   İHA

BENZER HABERLER
X