20. yılda acılar ilk günkü gibi
17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de meydana gelen ve merkez üssü ilçemiz olan 7.4 şiddetindeki 45 saniye süren deprem binlerce can aldı. Deprem felaketinin 20. yılında acılar hala ilk günkü tazeliğini koruyor
1999 yılının 16 Ağustos gününde, ülkemizdeki belki de milyonlarca kişi deprem gerçeğini bilmeden hayatına devam ediyordu. 17 Ağustos 1999 gecesi saat 3.02’de, hiçbirimizin kapsamlı bir bilgiye sahip dahi olmadığı ve 45 saniye süren bir deprem meydana geldi. Deprem, ne olduğunun sadece televizyonlardan bilindiği, kötü bir haber olduğu için izlenmek dahi istenmeyen bir doğa olayıydı hepimiz için. Ülkemiz genelinde birçok ilde, birçok kez meydana gelen büyük depremler, yaşadığımız kentleri kalitesiz binaların çoğunlukta olmasından ötürü yaşanmaz ve viran hale getirdi. Ülke olarak çok deprem gördük ama maalesef hiçbirinden ders almadık. Son sınavı da 17 Ağustos’ta vermeye kalktık, veremedik.
DERİN İZLER BIRAKAN DEPREM
Deprem, her birimizin hayatında derin izler bıraktı. Komşumuzu, dostumuzu, arkadaşımızı kaybettik. Birçok kişi, ailesinden kanını, canını toprağa verdi. Takdir-i ilahi dedik, mukadderat dedik. Ama o ana kadar hiçbir zaman binamızın güçlü olmasına önem vermedik. Oturduğumuz binaların depreme ne kadar dayanıklı olduğunu öğrenmedik. Ne zaman ki Ağustos’un 17’sinde büyük bir tokat yedik, o zaman uyanmaya başladık. Gölcük, depremin merkez üssüydü ve burada birçok bina yerle bir oldu. Aynı mahalle, aynı sokak içerisinde, belki de ayakta kalan bir bina bulmak bile zordu. O dönemde 120 bine yakın olan Gölcük nüfusu, hayatını kaybedenler ve Gölcük’ü terk edenlerin ardından 60 bine kadar düşüş göstermişti.
NELER DEĞİŞTİ?
Depremden ağır yara alan Gölcük, bir kez daha eski günlerine döner miydi? 2000’li yılların hemen başında, 2001 yılında dahi Gölcük’e giriş yapılan yerlerde sokak lambalarının yanı sıra, apartmanların bile ışıkları yanmıyordu. O derece sessiz, o derece kimsesiz, viran bir şehir görüntüsünde olan Gölcük’te, aradan geçen 20 yılın ardından neler değişti? Öncelikle depremden ders alabildik mi? Oturduğumuz binaların sağlamlığını kontrol ediyor muyuz? Ağır hasarlı olmasına rağmen orta ve hafif hasarlı diye gösterilen binaların akıbetleri ne oldu? İnsanlar, güven içinde evlerinde oturabiliyor mu?
GÖLCÜK, AYAĞA KALKMALIYDI
Ayağa kalkamaz denilen Gölcük’te, enkazların kaldırılmasından sonra elbette o acı unutulmadı. Geçilen her sokakta, “Sesimi duyan var mı?” sorusuna cevap olarak verilen çığlıklar duyulmaktaydı. Acı şu an bile unutulmuş değil ama Gölcük’ün ayağa kalkmak gibi bir zorunluluğu vardı. Canımızı kaybetmiş olsak bile hayatın devam ettiği gerçeğini bilerek, her şeye rağmen güçlü olmanın zamanı gelmişti. Depremden birkaç yıl sonra ilçe genelinde yapılan yatırımlar, yeni kentleşme, inşa edilen kalıcı konutlar, Gölcük’ün hareketlenmesi hususunda elbette gerekliydi. Dönüşüm o zamanlarda yukarı mahallelerde başlamış, büyük bir kentleşme oralarda kendini göstermişti. Fakat Gölcük merkezinde ve merkeze yakın noktalarda halen dahi olsa depremin izlerine rastlanabiliyor.
YENİDEN HAREKETLENME YAŞANDI
Çağın gerekleri ve ilerleyen teknoloji ile birlikte, insanların memleket hasreti de eklenince Gölcük yeniden hareketlendi, bir nevi yeniden emeklemeye başladı. Adımlarını atmaya başladığı zaman ilçede çoğu konu, tıpkı deprem öncesinde olduğu gibi rutin bir şekilde devam etmeye başladı. Deprem döneminde özellikle bina sağlamlığı konusunda bir tokat yenmişti ve bunun etkisi, ilçede yeni inşa edilen binalarda kendini gösteriyordu. Geçen zaman içerisinde gelişen yapı teknolojisi ile birlikte bazı noktalarda daha yüksek katlı binaların inşa edildiği de görüldü.
BİNALARI DAHA SAĞLAM YAPMAK ŞART
Bugün, depremin üzerinden tam 20 yıl geçmiş oldu. Elbette herkes düşünür: Kaybettiklerimiz yaşasaydı ne olurdu? Onları geri döndürmek hiçbir zaman mümkün olmayacak ama geride kalan canlara depremin değil, binanın öldürdüğü gerçeğini öğretir ve olası depremlere karşı daha sağlam binalar üretirsek belki de o zaman bir başka depreme karşı tam anlamıyla hazır olur, belki de depremden korkmaz hale geliriz. Kaybettiğimiz deprem şehitlerinin hatıraları, hem aile ve arkadaşlarında hem de Gölcük’ün her noktasında kendini yaşatıyor. “Unutmadık, unutmayacağız” sözünü gerçek anlamda yaşatabilmek dileğiyle, depremde hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyoruz. Erdem ŞENGÜL