“17 Ağustos’u unutmuyoruz”
Tam 14 yıl önce. Tarih 17 Ağustos. Saat 03:02. Tam 14 yaşına bastı acılar. Büyüdü serpildi içimizde. Hiç geçmedi etkisi.
. Gülmeyi hayat kaynağı olarak bilen insanların gülüşlerinin çalınışının 14. yıl dönümü. Bir kaç soğuk duvar hatırladığımız bir de çığlıklar.
Sabah uyandığımızda bir daha görmeyeceğimizi düşündüğümüz sevdiklerimiz. Ortalıkta gezinen cellatları göreceğimizi bilerek yumruklarımızı sıkmak. Hepsi ama hepsi 17 Ağustos’tan kalma anılar. 17 Ağustos’a sayılı günler kala siz okuyucularımız için GESOTİM Başkanı Necmi Kocaman ile bir röportaj hazırladık. Sizin için derlediğimiz röportajımız…
Gölcük Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı ve aynı zamanda Gölcük Arama Kurtarma Derneği GESOTİM Başkanı olarak, büyük felaket 17 Ağustos'un üzerinden 14 yıl geçmesine rağmen Gölcük'te nelerin değiştiği, nelerin değişmediğini düşünüyorsunuz?
17 Ağustos asrın afetinde Gölcük beli kırılmış bir halde en büyük yara almış bir yerdi.Asla düzelmeyecek diye sandığımız Gölcük, 14 yılın sonunda doğrusu yanlışıyla önemli değişimi yakaladı. Kent, Kuzey ve Güney Gölcük olarak 2 bölüme bölündü. Alt yapısı üst yapısı kalıcı konutları sahil tahkimatları ile değişik projeleri deprem sonrası yansıttı.
Ancak asıl değişmesi gereken değişimi yakalayamamanın verdiği sıkıntılar azda olsa hala devam etmekte. Deprem sonrası canlı alanı kapsayan Gölcük merkez sosyal alanların olmayışı (Tiyatro,sinema,gençlerin oturabileceği Cafe vb ) yerlerin olmayışı Gölcük Merkezdeki yaşamı ticari açıdan olumsuz etkilemeye devam etmekte. Geçen zamanda asıl değişim beyinlerde olmalıydı ancak nafile geçen 14 yılda Nasıl yaşanabilir bir Gölcük olsun diye düşünüleceğine elini cesaretle taşın altına konulması gerekip fikir üretileceğine maalesef bedavacılığa,tembelliğe alıştırıldı insanlar.
Gölcük yeniden yapılandı mı?
Asrın afeti sonrası elbette ki yapılanmaların yeni yeni artmakta olduğu net gözlemlenmekte.Yıllardır değişime uğrayan İmar yasaları nedeniyle insanlar her geçen yıl konut yapımına yöneltilmemişlerdir. Ancak Gölcük’ün depremi kalbi gibi yaşayan Kuzey doğu alanı imar yönünden çok zayıf kaldığı gözlemlenmektedir.Ancak her geçen yıl ilçe genelinde tam yeterli olmasa da yeni yeni hareketliliği gözlemlenmeye başladığımızı söyleyebilirim.
Yaşanan bu felaketten ders aldık mı? Nerede hata yapıyoruz?
Ulus olarak Türk milletimiz olarak geçmişi çabuk unutmanın sıkıntılarını yaşamaktayız.Bu olay yaşadığımız asrın afeti içinde geçerlidir. 17 Ağustos sabahı ülkemizin yanı sıra tüm dünya bizlere el uzatmak için el verdiler katkı sağladılar. Bir süre sonrada döndüler kendi halimizle baş başa kaldık. Biz nerede hata yaptık diye düşündük mü? Sorduk mu kendimize geçmişimizden ders aldık mı diye. Çıkarımız doğrultusundaki hiçbir olaya el attık mı? Yaşanan 14 yıl maalesef toplum olarak bizleri bir avuç insanların dışında ders çıkarıldığına maalesef inanmak istesek de inanmıyoruz. Afet kaçınılmaz önemli bir olgu, bu olguyu bilinçli toplum ve eğitimleri ile aydınlatıp halkın ülke insanlarımızın afet eğitimini almaları bilmeleri gerekmektedir. Aslında daha da önemlisi ülkemiz olası afetleri yıllarca yaşamasına rağmen hazırlıklımıdır dersek bir konu AFAD adıyla yürürlüğe konulan ve afetler Arama Kurtarma ve müdahale aşamasındaki önemli çalışma dışındakilere Yüksek bir sesle “Hayır” derim.
Bu boyutta bizleri yöneten büyüklerimizin valilerimiz, kaymakamlarımız, daire müdürlerimizin olası afet sonrası afet yönetimi ve krizle alakalı eğitim almaları öncelik olmalıdır. Samimi olarak ifade etmem gerekirse son yıllarda İlimizin başarılı Valisi Ercan Topaca, ilçemiz Kaymakamı Sayın Adem Yazıcı kısa zaman içinde ile Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın İbrahim Karaosmanoğlu ve Gölcük Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Ellibeş ve Ford Otosan ailesi konumuzla alakalı afet boyutunda bilgi ve beceriye sahip elini taşın altına koymaktan kaçınmayan bir yapı sergilemekte olduğunu ve duyarlılığını net gözlemlemekte olmaktan mutlu olduğumuzu ifade ediyoruz.
Devletten ve yerel yönetimlerden beklentileriniz nelerdir?
Afet olağanüstü bir olay ve bu olay sonrası bilinçli müdahaleler sonrası kazançlı işler ulaşmak kaçınılmaz bir boyutu. Her şeyi devlet ve yerel yönetimlerden beklemekte yanlış bir olay. Ancak Devletimizin her biriminin ciddi boyutta Afete hazırlık Afet öncesi sırası ve sonrası planlarının çok kısa zamanda uygulamaya konabilecek bir yapıyı oluşturmasını beklemekteyiz.
GESOTİM'in yapmış olduğu ve bu yıl 17 Ağustos'un yıldönümü nedeni ile yapacağı çalışmalardan kısaca bahsedebilir misiniz?
Gesotim 17 Ağustosun enkazlarından filiz gibi çıkıp Yurt içi Yurt dışı eğitimlerini almış 31.07.2013 itibarıyla 431 kişinin katılımı eğitimleri sonrası sertifikalarını vermiş, olası afetler boyutunda her türlü afet çalışmaları nezdinde Ulusal ve uluslar arası boyutta ki malzeme ve lojistik donanıma sahiptir. Bu vesile ile 01.01.2005 itibarıyla B.M. İnsani İşler ofisi OCHA bağlı (INSARAG )Uluslar arası Arama Kurtarma üst kurul üyesidir.
Yaşadığımız afet sonrası meydana gelmiş tüm afetlerde İran, Pakistan’da meydana gelen depremlere profesyonel faaliyetlerde bulunmuş Tren kazaları, kayıp aramaları, Kar kazaları vb afet olaylarında aktif operasyonel çalışmalarda bulunmuş geçmişten ders çıkaran hiçbir beklentisi olmadan çalışan gönüllü Gölcük Arama Kurtarma Derneği (Gesotim) İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesine bağlı resmi bir dernektir.
Gölcük'ün sadece bir gün hatırlanması nedeni ile bir kırgınlığınız var mı?
En önemli sorun bence bu o kadar kırığız ki anlatamam. Maalesef unutan ve umursamaz bir toplum olduk. Deprem mutlaka Marmara’da olmuştur ancak Depremin merkezi Gölcük’tür. Hal böyle iken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi etkinlikleri Gölcük yerine Kocaeli’nde yapıp Gölcük’te yapmaması biz yaşayanları üzmektedir. Hiroşima’da bomba sonrası ölenler olayın olduğu bölgede Hiroşima’da, Sivas’ta Madımakta yananlar Sivas’ta anılmaktadır. Ancak nedendir bilinmez Depremin merkezi Gölcükte GESOTİM olarak biz 14 yıldır nasıl varsak ve anma etkinliklerini yakışır şekilde düzenliyorsak bu senede bizlere yakışır şekilde yapacağız. 14 yıllık süre zarfındaki etkinliklerimize reklam amacı olarak katılanların bugün bizleri yalnız bırakmalarına da yanımızda olmamalarına çok üzülüyor ve kırılıyoruz.